Gemilerin kıç altına monte edilen görünmez bir hidrodinamik kanatla enerji israfını önleyen Hull Vane, sektördeki verimlilik algısını baştan yazıyor. Şirketin CEO’su Niels Moerke; yarış teknelerinden ticari denizciliğe uzanan inovasyon yolculuğunu, Hollanda’nın mühendislik kültürünü ve Türk tersaneleri için sunduğu stratejik fırsatları anlatıyor.
Denizcilik sektöründe karbonsuzlaşma hedefleri genellikle alternatif yakıtlar üzerinden tartışılsa da, en temiz enerjinin “kullanılmayan enerji” olduğu gerçeği hidrodinamik çözümleri güçlü bir şekilde yeniden sahneye çıkarıyor. Gemilerin su içindeki direncini kırarak performans kaybını önleyen Hull Vane, tam da bu noktada ezberleri bozan bir mühendislik yaklaşımı sunuyor.

Deniz Gündem Mayıs sayımızda bir araya geldiğimiz şirketin CEO’su Niels MOERKE; America’s Cup yarışlarından ticari filolara uzanan bu teknolojinin arka planını, Hollanda denizcilik ekosisteminin iş birliği kültürünü ve enerji verimliliğinin Türk armatörler ile tersaneleri için nasıl kalıcı bir rekabet avantajına dönüşeceğini tüm boyutlarıyla değerlendiriyor.
Hull Vane, geminin kıç altına monte edilen akıllı bir hidrodinamik kanattır; geminin su içinde daha verimli hareket etmesini sağlayarak yakıt tüketimini azaltır, konforu artırır ve çoğu zaman hızını yükseltir.
Tek cümleyle: Gemilerin daha az enerji israf etmesini sağlar.
Hull Vane’in kökleri, her hız kırıntısının önemli olduğu yüksek performanslı yat tasarımına dayanıyor. America’s Cup gibi yarışlarda tasarımcılar sürekli olarak sürtünmeyi azaltmanın ve gövde etrafındaki akışı iyileştirmenin yollarının arayışındaydı.
Bu yaklaşım daha sonra ticari gemilere uyarlandı. Soru şuydu: Eğer bu prensipler yarış teknelerini daha hızlı kılıyorsa, neden aynı prensipleri çalışan gemileri daha verimli ve konforlu hâle getirmek için kullanmayalım?
Yenilikler çoğu zaman tam da bu noktada ortaya çıkıyor: Aşırı koşullarda geliştirilen fikirlerin günlük kullanıma uyarlanmasıyla.
Her ikisi de önemli, ancak asıl fark yaratan arkasındaki yaklaşım.
Hull Vane hiçbir zaman “herkese uyan tek beden” bir çözüm değildir. Her geminin kendine özgü formu, hız profili, görevi ve işletme koşulları vardır. Asıl değer, gemiyi bir bütün olarak anlayıp ona özel bir çözüm tasarlamaktan gelir.
Yani evet, ürün gözle görülür. Ancak onu performanslı kılan şey arkasındaki mühendislik düşüncesidir.
Motor işleyişinin anlaşılması kolaydır: Daha fazla güç girer, daha fazla hareket çıkar. Hidrodinamik ise daha görünmezdir. Bir makine dairesini gördüğünüz gibi su direncini “göremezsiniz”.
Uzun yıllar boyunca yakıt görece ucuzdu, bu nedenle gövde performansını optimize etme baskısı daha düşüktü. Bugün bu durum değişti. Yakıt maliyetleri, emisyon düzenlemeleri ve sürdürülebilirlik hedefleri, armatörleri toplam verimliliğe bakmaya zorluyor.

Evet, algı hızla değişiyor. Artık daha fazla kişi en temiz enerjinin kullanılmayan enerji olduğunu fark ediyor.
Denizcilik sektörü doğası gereği temkinlidir ve bu konuda geçerli nedenleri de vardır. Gemiler uzun ömürlü ve pahalı yatırımlardır; bu nedenle armatörler işlevselliği kanıtlanmış tasarımları kolay kolay değiştirmez.

Ayrıca evrensel bir çözüm yoktur. Bir gemide mükemmel çalışan bir sistem, başka bir gemide farklı bir yaklaşım gerektirebilir. Bu da güven, veri ve net bir iş modeli gerektirir.
İyi haber şu ki piyasa artık daha hızlı hareket ediyor. Verimlilik finansal bir zorunluluk haline geldikçe benimsenme de hızlanıyor.
Dürüst cevap: Yakıt tüketimi, seyir konforu veya menzil nerede gerçekten önemliyse orada.

Askeri ve devriye gemileri için daha iyi deniz tutuşu ve daha uzun menzil kritik olabilir. Ticari gemilerde daha düşük işletme maliyetleri doğrudan kârlılığı artırır. Yatlarda ise tekne sahipleri konfor, daha az gürültü ve daha pürüzsüz bir seyir ister.
Yani “oyun değiştirici” olan şey, armatör için neyin önemli olduğuna bağlıdır. Farklı segmentler, farklı kazanımlar…




Hollanda yüzyıllardır suyla iç içe yaşamaktadır. Gemiler, limanlar, tarama faaliyetleri, offshore çalışmaları ve gemi mühendisliği ülkenin tarihine derinlemesine işlemiştir.
Ülke görece küçük olduğu için şirketler genellikle alanlarında uzmanlaşır ve aralarında işbirliği yapar. Tasarım, mühendislik, gemi inşası, sistemler ve araştırma alanlarında uzmanlar yakın şekilde birlikte çalışır. Bu pratik bilgi ile işbirliğine açıklığın birleşimi de inovasyon için verimli bir zemin oluşturur.
Kesinlikle. Alternatif yakıtlar önemli, ancak hikâyenin sadece bir parçası. Bir gemi en başta daha az enerjiye ihtiyaç duyarsa, her yakıt seçeneği daha kolay ve daha ekonomik hâle gelir.
Daha küçük yakıt tankları, daha uzun menzil, daha düşük maliyetler ve daha az emisyon
—bunların hepsi verimlilikle başlar. Bu anlamda verimlilik yeni yakıtların alternatifi değil, onların temelidir.
Türkiye; güçlü tersaneleri, aktif armatörleri ve stratejik kamu filolarıyla dinamik bir denizcilik sektörüne sahip. Rekabetçi bir pazarda verimlilik gerçek bir fark yaratabilir.
Örneklersek: Armatörler için yakıt maliyetlerini düşürür ve gemi performansını artırır. Tersaneler için yeni inşa ve retrofit projelerinde katma değer ve farklılaşma sağlar. Sahil güvenlik veya feribot işletmeleri gibi kamu operatörleri için ise yaşam döngüsü maliyetlerini düşürürken konfor ve operasyonel kabiliyeti artırır.

Özetle sözü edilen: Tamamen yeni bir gemi konseptine ihtiyaç duymaksızın daha iyi performans.
Gemi tasarımı toplam sistem optimizasyonuna doğru ilerliyor. Gövde, tahrik sistemi, enerji depolama, yakıtlar, yazılım ve operasyonlar giderek ayrı ayrı değil birlikte tasarlanacak.
Bu dünyada verimlilik çözümleri artık “ekstra” olarak görülmeyecek. Tasarımın ilk gününden itibaren doğal bir parçası olacak.
Hull Vane ya da bir başka çözüm fark etmeksizin, geleceğin gemilerinden daha azla daha fazlasını yapmaları beklenecek. Ve bu, kalıcı bir beklenti.
Hollanda’da denizcilik eksenini derinlemesine inceleyen kapsamlı dosyamıza buradan ulaşabilirsiniz: