2024 yılında gerçekleştirilen BIMCO biyolojik kirlenme araştırması, gemi sahiplerinin biyolojik kirlenme yönetimine yüksek düzeyde katılım gösterdiğini ortaya koydu. Bulgular, özellikle kirlenmeyi önleyici sistemler (AFS) ve kaplama stratejilerinin, önleyici tedbirler açısından kritik rol oynadığını doğruluyor.
Araştırmaya katılan şirketlerin neredeyse tamamı (%97), gemi profili ve hizmet süresine göre AFS seçimi yaptıklarını belirtti. Yaygın olarak uygulanan diğer önlemler arasında gemiye özgü Biyolojik Kirlenme Yönetim Planları (BMP) (%77), performans izleme (%77) ve düzenli denetimler (%74) yer aldı. Şirketlerin yalnızca %39’u AFS seçiminde maliyet ve bulunabilirliği öncelikli kriter olarak değerlendirdi. Bu durum, güvenilirlik ve uzun ömürlülüğün, karar alma sürecinde hâlâ temel belirleyici olduğunu gösteriyor.
Önceki BIMCO anketleriyle uyumlu biçimde, biyosidal kaplamalar (örneğin kendiliğinden cilalanan kopolimerler) pazara hâkim olmaya devam ediyor. Katılımcıların %80’inden fazlası bu kaplamaları kullandığını bildirirken, kirlenmeyi önleyici ve hibrit kaplamaların kullanım oranı daha düşük seviyelerde kaldı. Ancak dikkat çeken bir diğer bulgu, son beş yılda en az bir AFS arızası bildiren şirket sayısının 14’e yükselmesi oldu. Bu sayı, 2021 anketinde yalnızca üç vaka olarak kaydedilmişti. Arızaların başlıca nedenleri arasında yanlış uygulama (%78), çevresel koşullar (%50) ve zamanla bozulma (%35) öne çıktı. Araştırmada temsil edilen gemi sayısı dikkate alındığında, bildirilen vakaların toplam arıza sayısının yalnızca sınırlı bir bölümünü yansıtabileceği belirtiliyor.
Araştırma, gövde temizliğinin biyolojik kirlenme yönetiminde giderek daha önemli bir rol oynadığını, ancak önemli zorlukların da sürdüğünü ortaya koyuyor. Reaktif temizlik hâlen baskın strateji olmayı sürdürürken, proaktif temizlik giderek daha fazla ilgi görüyor. Katılımcı şirketlerden 12’si her iki yöntemi birlikte kullandığını, altı şirket yalnızca proaktif temizliği, on şirket ise yalnızca reaktif temizliği tercih ettiğini bildirdi.
Gemilerin büyük bölümü, AFS uygulamasından sonraki ilk üç yıl içinde ilk gövde temizliğini gerçekleştiriyor; gemilerin dörtte biri ise ilk yıl içinde temizlik yapıyor. Bu durum, 2021 yılına kıyasla daha erken müdahaleye yönelim olduğunu gösteriyor. Pervane parlatma uygulaması da yaygınlığını koruyor; katılımcıların üçte ikisi bu işlemi yılda en az bir kez gerçekleştirdiğini belirtiyor.
Araştırmada, tüm temizlik türlerinde operasyonel ve düzenleyici zorlukların devam ettiği vurgulanıyor. Özellikle liman onayları ve düzenleyici kısıtlamalar, proaktif temizlik ve pervane parlatma açısından en yaygın engeller arasında yer alıyor. Kötü hava koşulları, yüksek maliyetler ve dalgıçlar ile temizlik firmalarının sınırlı bulunabilirliği de önemli sorunlar arasında gösteriliyor.
Proaktif temizlikte, teknoloji hazırlığı ve etkinliği (seyir halindeyken kullanılabilecek robotik sistemler gibi) önemli bir engel olarak öne çıkıyor. Ayrıca mürettebat üzerindeki iş yükü, 1–5 ölçeğinde ortalama 2,33 olarak ölçülürken, yalnızca proaktif stratejilerde bu oran 2,6 ile en yüksek seviyeye ulaşıyor. Kuru havuzlamalar arasında su içinde yapılan temizlik faaliyetleri, mürettebat yükünü daha da artırarak kaynak kullanımına ilişkin baskıları gündeme getiriyor.
Araştırma, biyolojik kirlenme yönetimine yönelik güçlü sektör bağlılığını net biçimde ortaya koyuyor. Bu bağlılık büyük ölçüde ekonomik kazanımlar (verimlilik artışı, yakıt tasarrufu gibi) ile ilişkilendirilse de, istilacı yabancı türlerin azaltılmasına yönelik çevresel sorumluluk da birçok gemi sahibi için önemli bir motivasyon unsuru olarak öne çıkıyor.
Bununla birlikte, bulgular biyolojik kirlenme yönetiminin uygulanmasında ciddi yapısal zorlukların bulunduğunu gösteriyor. BIMCO, bu zorlukların gelecekte geliştirilebilecek olası bağlayıcı düzenleyici çerçevelerde mutlaka dikkate alınması gerektiğine işaret ediyor.
Araştırmanın tam raporunun 2025 yılının sonuna kadar yayımlanması planlanıyor.