Orta Doğu’da yükselen jeopolitik gerilim, deniz taşımacılığı güvenliğini tehdit eden yeni bir boyut kazandı. Yemen merkezli Husi militanlar, İsrail limanlarına yönelik abluka stratejilerinin bir uzantısı olarak, artık yalnızca İsrail’e doğrudan giden gemileri değil, Türkiye ve Mısır limanlarıyla bağlantılı tüm deniz trafiğini izlemeye başladıklarını duyurdu. Bu adım, bölgedeki ticari yolları ve enerji hatlarını derinden etkileyebilecek yeni bir güvenlik krizine işaret ediyor.
Husiler tarafından yapılan açıklamada, İsrail’e giren ya da çıkan her geminin izlenmekte olduğu ve AIS (Otomatik Tanımlama Sistemi) verileriyle denetim sağlandığı belirtildi. Bu kapsamda Maersk ve MSC gibi dünyanın önde gelen denizcilik firmaları da hedef alınmış durumda. Militanlar, İsrail’le doğrudan veya dolaylı bağlantısı olan gemilere saldırı düzenleme tehditlerini yineledi.

Temmuz ayında Eternity C ve Magic Seas adlı dökme yük gemilerine yönelik saldırılar, bu tehditlerin yalnızca söylem düzeyinde kalmadığını ortaya koydu. Eternity C mürettebatı, gemilerinin İsrail’in Eilat Limanı’na gübre taşıdığını açıkladıktan sonra Husiler tarafından videoya alınarak teşhir edildi. Bu olay, ticari gemi personeline yönelik psikolojik baskının yeni bir düzeye taşındığını da gözler önüne serdi.
Husiler, 2-3 Ağustos 2025 tarihlerinde İsrail’in Aşdod ve Hayfa limanlarına uğradığını belirttikleri dokuz geminin bilgisini yayınladı. Bu gemilerin tamamının Türkiye ya da Mısır limanlarından hareket ettiği veya bu limanlara geri döndüğü vurgulandı. Örnek olarak MSC Oscar’ın Türkiye’nin Asya Limanı’ndan Aşdod’a 18.400 konteyner taşıdığı, MSC Tuxpan’ın Aşdod’dan Mısır’ın Port Said Limanı’na gittiği ifade edildi. Ayrıca Maersk Narmada’nın İskenderun’dan Hayfa’ya uğradıktan sonra Mersin’e devam ettiği bildirildi.

Teşhir edilen gemiler arasında Marla Tiger, YM Winner, Aquis Perla, Neco K, Pardus ve Nova Coralia gibi yük ve konteyner gemileriyle birlikte Halo ve Lider Bulut isimli kargo ve araba taşıyıcıları da bulunuyor. Husiler bu açıklamalarla, İsrail limanlarına uğrayan tüm deniz trafiğini mercek altına aldıklarını ve bu gemilerin uyruğuna bakmaksızın hedef haline geldiğini net bir şekilde ortaya koydu.
Husilerin açıklamaları sadece bir güvenlik tehdidi olarak değil, aynı zamanda diplomatik bir baskı aracı olarak da değerlendiriliyor. Grup, Türkiye ile İsrail arasındaki ticaretin sürdüğünü vurgularken, Mısır’ın da İsrail’den mal ithalatına devam ettiğini belirtiyor. Bu durum, bölgesel dayanışma çağrılarına rağmen İsrail’le olan ekonomik ilişkilerin sürdüğüne dair güçlü bir mesaj niteliği taşıyor.

Husiler tarafından artan tehditler, taşıyıcı firmaları Kızıldeniz rotasından uzaklaşmaya zorladı. Bu durum, Mısır’ın Süveyş Kanalı üzerinden yeniden yoğun bir ticari akış sağlamaya yönelik beklentilerini sekteye uğrattı. Avrupa Birliği liderliğinde kurulan EUNAVFOR Aspides deniz gücü, Kızıldeniz’deki ticari gemilere koruma sağlamaya devam etse de, bölgedeki güvenlik riskleri halen yüksek seviyede seyrediyor.
Husilerin Türkiye ve Mısır’ı dolaylı şekilde hedef alması, bu ülkelerin İsrail’le olan ticari ilişkilerini daha görünür hale getiriyor. Ankara ve Kahire şu ana kadar konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Ancak bölgede ticaretin ve deniz güvenliğinin bu denli tehlikeye girmesi, önümüzdeki günlerde diplomatik hareketliliği beraberinde getirebilir.