İran ABD görüşmeleri, Umman’ın başkenti Maskat’ta yürütülen dolaylı temaslarla yeniden başladı. İlk turun tamamlanmasının ardından İran Dışişleri Bakanı Abbas Araqchi, süreci “olumlu bir başlangıç” olarak nitelendirerek, görüşmelerin devamı yönünde taraflar arasında karşılıklı irade bulunduğunu açıkladı.
Araqchi, İran devlet televizyonuna yaptığı değerlendirmede, bir sonraki aşamada teknik başlıkların tarafların kendi başkentlerinde ele alınacağını belirtti. Sürecin ilerlemesi halinde daha net bir müzakere çerçevesinin ortaya çıkabileceğini ifade etti.
Umman’ın arabuluculuğunda gerçekleştirilen temasların ardından her iki ülkenin heyetleri de istişareler için başkentlerine döndü. Tahran ve Washington, uzun süredir askıda olan nükleer anlaşmazlıkta diplomasinin yeniden canlandırılmasına kapıyı tamamen kapatmadıklarını kamuoyuna yansıttı.
ABD tarafı ise görüşmelerin yalnızca nükleer dosyayla sınırlı kalmaması gerektiği görüşünde. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, balistik füzeler, bölgedeki silahlı gruplara verilen destek ve insan hakları başlıklarının da gündeme alınmasını istediklerini açıkladı.
İran bu yaklaşımı net biçimde reddediyor. Araqchi, Tahran’ın ABD ile yalnızca nükleer mesele üzerinde müzakere yürüttüğünü, savunma kapasitesi ve füze programının pazarlık konusu olmadığını vurguladı. İranlı yetkililer, ülkenin uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını temel talep olarak dile getiriyor.
Washington cephesinde ise İran topraklarında uranyum zenginleştirilmesi “kırmızı çizgi” olarak değerlendiriliyor. Bu temel görüş ayrılığı, İran ABD görüşmeleri sürecinin önündeki en kritik başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
Tahran’daki siyasi ve dinî çevreler, ABD’nin bölgedeki askerî varlığını artırmasının ve Başkan Donald Trump’ın sert söylemlerinin fiili bir çatışma riskini artırmasından endişe ediyor. İran yönetimi, olası bir saldırıya güçlü karşılık verileceğini ve bölgede ABD üslerine ev sahipliği yapan ülkelerin de risk altına girebileceğini duyurdu.
Buna karşın İranlı kaynaklar, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda sınırlı esneklik gösterebileceğini; yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun devri ve konsorsiyum modeli gibi seçeneklerin masada olabileceğini belirtiyor. İran ayrıca, 2018’de yeniden yürürlüğe giren yaptırımların kaldırılmasını da temel şart olarak öne sürüyor.
Uluslararası toplum, İran ABD görüşmelerinin başarısız olması halinde ABD ile İran arasında yeni bir askerî çatışma riskinin doğabileceği ve bunun petrol zengini Ortadoğu geneline yayılabileceği uyarısında bulunuyor. İsrail ise İran’ın hem nükleer faaliyetlerini hem de füze kapasitesini doğrudan ulusal güvenlik tehdidi olarak gördüğünü açıkça dile getiriyor.
Uzmanlara göre İran ABD görüşmeleri, yalnızca iki ülke arasındaki diplomatik süreci değil, bölgesel güvenlik dengelerini ve enerji piyasalarının seyrini de yakından etkileyecek.