İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmanın yarattığı bölgesel krizlerin ardından Suudi Arabistan, ülkedeki tüm ulaşım ve tedarik zinciri varlıklarını tek çatı altında toplayarak küresel bir lojistik şirketi kurmaya hazırlanıyor.
Ortadoğu’da İran savaşı nedeniyle yaşanan jeopolitik sarsıntılar, tedarik zincirlerinde stratejik hamleleri beraberinde getiriyor. Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), ülkenin tüm ulaşım ve tedarik zinciri varlıklarını tek bir çatı altında toplayarak küresel çapta rekabet edecek bir Suudi lojistik devi kurmayı planlıyor. Bu hamle ile hem stratejik ticaret merkezlerinin güvence altına alınması hem de ülkeye milyarlarca dolarlık yabancı yatırımın çekilmesi hedefleniyor.
Edinilen bilgilere göre, fonun devasa portföyünde yer alan liman, demiryolu ve denizcilik varlıklarının birleştirilmesine yönelik ön görüşmeler başladı. Kurulması planlanan yeni yapının çatısı altında; 8,3 milyar dolar değerindeki Suudi Arabistan Ulusal Nakliye Şirketi, Doğu Eyaleti ile Riyad’daki kuru liman ekosistemini yöneten Suudi Küresel Limanları ve ülkenin yük ve yolcu ağını sağlayan Suudi Demiryolları Şirketi’nin yer alması bekleniyor. PIF’in, bu dev yapıyı gelecekte ilk halka arz (IPO) yoluyla uluslararası yatırımcılara açmayı da değerlendirdiği belirtiliyor.
Birleşme planları savaş öncesinde gündeme gelmişti. Ancak Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması ve son üç ayda kritik su yollarında yaşanan aksamalar süreci hızlandırdı. Ortadoğu tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların gün yüzüne çıkması, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz limanları gibi alternatif ticaret rotalarına duyulan ihtiyacı artırdı.

Riyad yönetiminin bu stratejik adımı, aynı zamanda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile olan ekonomik rekabeti de yeni bir boyuta taşıyacak. Zira BAE, Hürmüz krizine yanıt olarak Umman Körfezi’ndeki Füceyre limanına giden boru hattının inşasını hızlandırırken; Dubai merkezli DP World ve Abu Dabi merkezli AD Ports gibi devlerle lojistik alanındaki bölgesel liderliğini korumaya çalışıyor.
Söz konusu girişim, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın fon tarafından yürütülen “Vizyon 2030” ekonomik ajandasındaki değişimi de gözler önüne seriyor. 1 trilyon dolarlık fon, geçmişte yüksek profilli yurtdışı yatırımlara ve fütüristik mega projelere devasa kaynaklar aktarılıyordu. Ancak Fon artık yönünü iç ekonomiyi destekleyen ve istikrarlı getiri sağlayan projelere çeviriyor.
Manara Minerals’ın büyük küresel madencilik anlaşmalarından geri adım atması ve LIV Golf projesinin gelecekteki fonlamalarının kesilmesi bu değişimin en somut örnekleri olarak kabul ediliyor. Son olarak 7 milyar dolarlık tahvil satışına imza atarak piyasalardan güçlü bir talep toplayan PIF, kendi finansmanını yaratabilen küresel şampiyonlar oluşturmayı amaçlıyor.