İsrail/ABD-İran savaşının Hürmüz Boğazı’nı kilitlemesiyle küresel lojistik haritası yeniden çiziliyor. TÜRKLİM Başkanı Hamdi Erçelik, bu krizin Türkiye için tarihi bir fırsat yarattığını belirterek, atılması gereken stratejik adımları açıkladı.
Küresel ticarette yaşanan darboğazlar, lojistik haritasını temelden şekillendiriyor. Ekonomigazetesi.com’dan Aysel Yücel’in haberine göre dış ticaret yükümüzün yüzde 90’ından fazlasını sırtlayan Türk limanları, Körfez’deki krizin ardından küresel rekabette yepyeni bir dönemece girdi. Türkiye Liman İşletmecileri Derneği (TÜRKLİM) Başkanı Hamdi Erçelik, limanlarımızın artık sadece birer ticarethane değil, devletin en stratejik yatırım kaleleri olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.

Şubat ayının sonunda başlayan savaşın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması ve Dubai (Jebel Ali) gibi Körfez’deki ana dağıtım merkezlerini (hub) riskli hale getirmesi, Türkiye’yi küresel ticarette vazgeçilmez bir “bypass hattına” dönüştürdü. Erçelik, bu yeni denklemi üç zaman diliminde analiz ediyor:
–Kısa Vade (Kaos ve Acil Çıkış): Çatışmaların ilk refleksiyle navlun ve sigorta maliyetleri patladı. Körfez riskini almamak isteyen operatörler, yüklerini Mersin ve İskenderun’a indirip karayoluyla iç bölgelere sevk etmeye başladı. Türkiye şu an Körfez’in “arka kapısı” işlevini görüyor.
–Orta Vade (Hub Limanların Eksen Kayması): Savaşın uzaması, Doğu Akdeniz’deki Ambarlı, Safiport ve Mersin gibi limanların bölgesel ana dağıtım merkezi statüsünü güçlendirecek. Çin’den gelen yüklerin Hazar geçişli Orta Koridor’a kaymasıyla demiryolu bağlantılı yatırımlar hız kazanacak.
–Uzun Vade (Yeni Ticaret Rotası): Çatışma kalıcı siyasi değişimler yaratırsa, Batılı lojistik devleri Ortadoğu operasyon merkezlerini Dubai’den İstanbul veya İzmir’e taşıyabilir. Türkiye, Avrupa ve Asya’nın mal akışını kontrol eden en kritik ülke haline gelir.
Habere göre bu jeopolitik fırtınanın ortasında Türk limancılık sektörü 2025 yılını rekorlarla kapattı. Toplam yük elleçlemesi yüzde 4 artışla 553,2 milyon tona, konteyner hacmi ise yüzde 3,5 yükselerek 14 milyon TEU bandına ulaştı. Kruvaziyer yolcu sayısı ise yüzde 12,5 artışla 2 milyon barajını aştı. 2026’nın şubat ayında da 44 milyon ton yük elleçlenerek yıla güçlü bir başlangıç yapıldı.
TÜRKLİM Başkanı Erçelik, işletme sürelerinin kısa olması ve demiryolu bağlantılarının zayıflığı gibi engellerin aşılması için şu 8 stratejik adımın atılması gerektiğini belirtiyor:
–Kapasite Yönetimi: 2050 yılındaki 1,3 milyar tonluk yük hedefine göre kapasite analizleri yapılmalı.
–Demiryolu Bağlantısı: Türk Limanları, sanayi bölgeleriyle doğrudan raylı sistem bağlantıları kurularak intermodal ağa entegre edilmeli.
–Süre Uzatımı: İşletme sözleşmeleri 49 yıla uzatılmalı.
–Stratejik Yatırım Statüsü: Türk Limanları bu kapsama alınarak vergi indirimleri ve “Hizmet İhracatı” desteklerinden yararlandırılmalı.
–Liman Otoritesi Modeli: Havza bazında planlama yapan otoriteler kurulmalı.
–Yeşil Dönüşüm: Gemilere kıyıdan elektrik sağlayan sistemler teşvik edilmeli, limanlar enerji üretiminde ticarethane statüsünden sanayi statüsüne geçirilmeli.
–Dijitalleşme: Akıllı liman çözümleriyle verimlilik artırılmalı.
–Geri Saha Düzenlemesi: Hızlı kamulaştırmalarla lojistik rezerv alanları oluşturulmalı.
Erçelik, “Türkiye’nin lojistik gücünü kalıcı bir küresel avantaja dönüştürmek istiyorsak, bürokratik süreçleri sadeleştirip yatırımcıya yer açmak zorundayız. Bu projeleri erteleme lüksümüz yok” uyarılarında bulundu.