Orta Doğu’da tansiyon her geçen gün daha da yükseliyor. İran ile İsrail arasında başlayan hava saldırıları ikinci haftasına girerken, çatışmaların boyutu büyüyor ve sivil kayıplar dikkat çekici şekilde artıyor.
19 Haziran’da İran tarafından atılan uzun menzilli Sejjil balistik füzelerinden biri, İsrail’in güneyindeki Beersheba kentinde bulunan Soroka Hastanesi’ne isabet etti. Saldırıda en az 240 sivilin yaralandığı, çok sayıda yapının zarar gördüğü bildirildi. İsrail yönetimi bu saldırıyı “savaş suçu” olarak nitelendirdi.
İsrail’in buna yanıtı gecikmedi. Arak ve Natanz’daki askeri ve nükleer tesislere yönelik hava saldırılarında İran’da 600’ü aşkın kişinin hayatını kaybettiği, 2 binden fazla kişinin yaralandığı iddia edildi. Tahran ve İsfahan başta olmak üzere birçok şehirde panik havası hakim.

İranlı Nobel Barış Ödülü sahibi insan hakları aktivisti Narges Mohammadi, her iki ülkeye de ateşkes çağrısında bulundu. Avrupa Birliği ülkeleri ve Birleşmiş Milletler, tarafları siyasi çözüm ve diyaloğa davet ederken, ABD’nin nasıl bir tutum sergileyeceği merak konusu.
ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin doğrudan müdahil olup olmayacağına ilişkin kararını önümüzdeki iki hafta içinde vereceğini açıkladı. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada ise “çözüm için hâlâ diplomasi şansı var” denildi.
İran’da yaşanan bombardımanların ardından başta Tahran olmak üzere büyük şehirlerde halkın kuzey bölgelerine göç etmeye başladığı, benzin ve gıda ürünlerinde ciddi sıkıntılar yaşandığı bildiriliyor. Ayrıca ülke genelinde internet erişiminde de kesintiler gözleniyor.