MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin Limanı’ndan Filyos üzerinden Avrupa’ya uzanacak denizyolu ve demiryolu entegreli yeni çevreci lojistik hattının müjdesini verdi. Çakır, transit ticaretteki vergi avantajlarının sektöre ivme kazandıracağını belirterek ihracatta ‘Made in Türkiye’ markalaşmasının önemine dikkat çekti.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, “Mersin Limanı”nın küresel ticaretteki konumunu güçlendirecek yeni lojistik projelerini ve transit ticaret avantajlarını paylaştı. Çakır, Mersin’den Filyos Limanı’na, oradan da Avrupa’ya uzanacak intermodal ve çevreci bir lojistik hattı üzerinde çalıştıklarını duyurdu.

MTSO Nisan Ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan Çakır, liman ve lojistik operasyonlarına dair vizyonlarını anlattı. Almanya’daki temasları sonucunda şekillenen yeni transit rotası hakkında bilgi veren Çakır, yüklerin Mersin’den yola çıkarak Filyos Limanı üzerinden Avrupa’nın farklı noktalarına ulaştırılmasını hedeflediklerini belirtti.
Türkiye-Avrupa Arasında Yeni Lojistik Koridoru İçin MTSO ve Duisport Masada
Bu yeni model, denizyolu ve demiryolu bağlantılarını entegre ederek hem operasyonel verimliliği artıracak hem de karbon ayak izini ciddi şekilde azaltarak çevreci lojistik açısından büyük bir avantaj sağlayacak.
Mersin’in halihazırda sahip olduğu güçlü liman altyapısı ve üretim kapasitesiyle Türkiye’nin en stratejik dış ticaret merkezlerinden biri olduğunun altını çizen Çakır, bölgedeki transit yük akışına dikkat çekti.
Irak ve Suriye’den gelen transit yüklerin Mersin Limanı üzerinden Avrupa’ya taşındığını hatırlatan Çakır, yeni vergi düzenlemelerinin bu süreci daha da hızlandıracağını vurguladı. Transit ticarette uygulanan yüksek oranlı vergi indirimlerinin, liman trafiğine ve genel lojistik sektörüne büyük bir ivme kazandırması bekleniyor.
İmalatçı ve ihracatçılar için vergi oranlarının yüzde 9’lara kadar düşürülmesinin, daha fazla firmayı dış pazarlara ve dolayısıyla limanlara yönlendireceğini belirten Çakır, taşınan yükün niteliğine de değindi.
İtalya’daki ‘Salone del Mobile Fuarı’ndaki incelemelerini aktaran Çakır, küresel rekabette sadece lojistik ve düşük maliyet avantajlarının yeterli olmadığını ifade etti. Çakır, “Limandan Avrupa’ya gönderdiğimiz ürünlerin bir hikayesi olmalı. İtalya’nın yaptığı gibi ‘Made in Türkiye’ algısını bir devlet politikası olarak benimsemeli, limanlarımızdan ucuz değil, marka değeri yüksek, kaliteli ürünler ihraç etmeliyiz” diyerek sözlerini tamamladı.