Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 18 Eylül’de Kocaeli’nin Kefken açıklarında karaya oturan RAPID isimli gemiyle ilgili müdahale sürecini değerlendirdi. Bartın’dan Ukrayna’nın Çornomorsk Limanı’na 2 bin 135 ton alçı taşı götüren, 81,6 metre boyundaki geminin fırtına ve 2,5 metreye ulaşan dalgalar nedeniyle rotasından çıktığını belirten Uraloğlu, “Geminin karaya oturduğu ihbarını 18 Eylül sabahı 05.34’te aldık. Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi’nin koordinasyonunda Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı deniz unsurları derhal bölgeye sevk edildi. Kefken Liman Başkanımız da olay yeri koordinatörü olarak görevlendirildi” dedi.
Bakan Uraloğlu, gemideki 7 mürettebatın güvenliği için hızlı bir müdahale yapıldığını belirtti: Saat 07.00’de Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bağlı helikopter bölgeye intikal etti. Saat 10.24’te 6’sı Ukrayna, 1’i İran vatandaşı olmak üzere toplam 7 denizci güvenle tahliye edildi. Can kaybı yaşanmadı.
Sualtı incelemeleri sonucunda gemide ciddi hasarların tespit edildiğini belirten Uraloğlu, “İskele tarafında baş kısma yakın bölümde 4 metrelik yırtık, makine dairesi altında ezikler ve göçükler, ayrıca dümen ve pervane aksamında ağır hasarlar belirlendi” dedi.
Bakan, geminin can, mal ve çevre güvenliği açısından risk oluşturduğunu vurgulayarak şu bilgileri verdi: Kefken Liman Başkanlığı koordinasyonunda geminin etrafı bariyerlerle çevrildi. Yakıt sızıntısı ihtimaline karşı tüm önlemler alındı. Gemi en kısa sürede, sorumlu donatan ve sigortacı tarafından bulunduğu yerden kaldırılacak.
Operasyonun en kritik kısmının yakıt tahliyesi olduğunu belirten Uraloğlu, “30 Eylül’de başlanan tahliye operasyonu 1 Ekim’de tamamlandı. Gemiden toplam 35 metreküp yakıt güvenle tahliye edildi. Sürecin hiçbir aşamasında denize sızıntı olmadı” dedi.
RAPID gemisinin yaşadığı kaza ve sonrasında yürütülen operasyon, Türk denizcilik güvenlik sisteminin ne kadar etkin çalıştığını bir kez daha ortaya koydu. Olayın erken saatlerde fark edilmesi, arama-kurtarma unsurlarının kısa sürede bölgeye intikali ve mürettebatın can kaybı olmadan tahliyesi, Türkiye’nin uluslararası deniz emniyet standartlarını karşıladığını gösteriyor.
Ayrıca çevresel risklerin önceden değerlendirilerek yakıtın güvenle tahliye edilmesi, Türkiye’nin deniz çevresi koruma kapasitesini güçlendirdiğini kanıtlıyor. Bu müdahale, hem ulusal otoritelerin koordinasyon gücünü hem de bölgedeki deniz emniyeti hazırlık seviyesini yansıttı. Olay, Türkiye’nin Karadeniz ve Marmara Denizi başta olmak üzere yoğun deniz trafiğine sahip bölgelerde kriz yönetiminde sahip olduğu stratejik avantajları da öne çıkardı.