ABD ile İran arasında imzalanan barış mutabakatında, ticari gemilerden alınması planlanan geçiş ücreti konusu çözümsüz kaldı. İran, savaş sonrası toparlanma için gemi başına 2 milyon dolara varan ücretler talep ederken, ticaretin durmasından endişe eden Körfez ülkeleri bu fikre şiddetle karşı çıkıyor.
ABD ve İran arasında yürütülen barış görüşmelerinde, küresel deniz ticaretinin kalbi olan Hürmüz Boğazı üzerinden yapılacak ticari gemi geçişlerinin ücretlendirilip ücretlendirilmeyeceği konusu henüz çözüme kavuşturulmuş değil.
17 Haziran’da ABD Başkanı Donald Trump ve bir gün sonra İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından imzalanan Mutabakat Zaptı (MoU), İran’ın boğazı 30 gün içinde deniz mayınlarından temizlemesini ve 60 günlük müzakere süresi boyunca ücretsiz geçişe izin vermesini öngörüyor. Ancak bu sürenin bitiminde boğazdaki ticari trafiğin nasıl ücretlendirileceği büyük bir tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Mutabakatın 5. maddesine göre İran, boğazın gelecekteki yönetimi ve denizcilik hizmetlerini belirlemek üzere önümüzdeki iki ay boyunca Umman ve diğer Körfez ülkeleriyle müzakereler yürütecek. Savaş sonrası yeniden inşa maliyetlerini karşılamak isteyen Tahran yönetimi, Basra Körfezi Boğaz İdaresi’ni (PGSA) kurarak gemi başına 2 milyon dolara varan devasa geçiş ücretleri almayı planlıyor. Anlaşma metnindeki diplomatik ifadeler, ABD’nin bu durumu temel bir kırmızı çizgi olarak görmediği ve olası bir ücretlendirmeye karşı güçlü bir direniş göstermeyeceği izlenimini veriyor.

Diğer kıyı devleti Umman ise, 1968 tarihli uluslararası kabul görmüş Trafik Ayrım Düzeni’ne (TSS) uygun olarak savaş öncesindeki “ücretsiz geçiş” statüsüne dönülmesini savunuyor. Önümüzdeki süreçte iki kıyı devleti arasında orta bir yol bulunması beklense de ekonomileri tamamen deniz yoluyla sağlanan serbest mal dolaşımına bağlı olan Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin, haksız bir geçiş ücretine sert bir şekilde karşı çıkması öngörüyor.
Dünya genelinde Malakka Boğazı ve Manş Denizi gibi stratejik doğal su yollarından transit geçişler için doğrudan bir “geçiş harcı” alınmazken, sadece boğazlarda sunulan güvenlik, navigasyon ve fener hizmetleri için bedeller talep ediliyor. Örneğin Türkiye, İstanbul ve Çanakkale boğazlarındaki seyir ve trafik yönetimi hizmetlerinin ücretini geçtiğimiz yıl net ton başına yüzde 15 artırarak 5,83 dolara yükseltti. Yalnızca 2025 yılında Türk boğazlarından geçen 51 bin 58 gemi, toplam 227,4 milyon dolarlık hizmet bedeli ödedi.
Uzmanlara göre krizin çözümü de mevcut uluslararası örneklerde yatıyor. Halihazırda Umman, Didamar Adası’ndaki kontrol merkezi ve 167 adet şamandıra aracılığıyla sunduğu seyir yardımı hizmetleri için belirli bir ücret (Navdues) tahsil ediyor.
Diplomatik kaynaklar, Hürmüz Boğazı’nda doğrudan ve fahiş bir “geçiş harcı” yerine, sunulan navigasyon hizmetleriyle orantılı ve makul bir “hizmet bedeli” üzerinde uzlaşılmasının kilidi çözeceğini belirtiyor. Böyle bir formülün, Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) seyrüsefer serbestisi ilkesini ihlal etmeden ve dünyadaki diğer su yolları için tehlikeli bir emsal oluşturmadan sorunu çözebileceği değerlendiriliyor.
Benzer haberler:
ABD ve İran Mutabakatı: “Hürmüz Boğazı’ndan 12,5 Milyon Varil Petrol Geçti”
Denizcilik Sektöründen ‘Hürmüz’ Uyarısı: Anlaşma Tamam Ancak Tehlikeler Sürüyor