NATO’nun deniz kuvvetlerinden sorumlu en üst düzey komutanlarından biri, Avrupa’nın Rusya ile yaşanabilecek uzun süreli bir çatışmaya karşı yeterli askeri ve endüstriyel dayanıklılığa henüz sahip olmadığı uyarısında bulundu. Yapılan değerlendirmeler, ittifakın teknoloji ve kabiliyet açısından güçlü olmasına rağmen, bu gücü uzun soluklu bir savaş ortamında sürdürebilme kapasitesinin sınırlı olabileceğine işaret ediyor.
Birleşik Krallık Kraliyet Donanması bünyesinde Müttefik Deniz Komutanlığı görevini yürüten Koramiral Mike Utley, modern savaş ortamının artık yalnızca cephe hattıyla sınırlı olmadığını, siber saldırılar, hibrit tehditler ve konvansiyonel askeri unsurların iç içe geçtiği çok katmanlı bir yapıya dönüştüğünü vurguladı. Utley’ye göre Batılı ordular bu yeni savaş gerçekliğine uyum sağlamak zorunda.
NATO’nun Rusya’ya kıyasla daha gelişmiş askeri sistemlere ve teknolojik üstünlüğe sahip olduğunu belirten Utley, buna karşın uzun süreli bir çatışmada mühimmat, personel, sanayi üretimi ve lojistik sürdürülebilirliğin kritik bir zayıflık alanı oluşturduğunu ifade etti. İttifak ülkelerinin bu eksikliği gidermek için farkındalık kazandığını ve savunma yatırımlarını artırma yönünde siyasi irade oluştuğunu da sözlerine ekledi.
Avrupa genelinde güvenlik çevrelerinde benzer değerlendirmeler giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor. Rusya’nın son dönemde Avrupa’ya yönelik siber saldırılar, sabotaj girişimleri ve bilgi savaşı faaliyetlerini artırması, olası bir çatışmaya hazırlık ihtiyacını daha da acil hale getirdi. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, kısa süre önce yaptığı açıklamada Rusya’nın önümüzdeki yıllarda NATO’ya karşı askeri güç kullanabilecek seviyeye ulaşabileceğini belirterek, Avrupa’nın tarihsel ölçekte bir savaşa hazırlanması gerektiğini söyledi.
Birleşik Krallık’ta da benzer uyarılar dikkat çekiyor. Ülkenin istihbarat ve askeri kurumlarının yeni yöneticileri, Avrupa’nın artık barış ile savaş arasındaki gri bir dönemde yaşadığını ve toplumların savunma konusunda daha bilinçli hale gelmesi gerektiğini dile getiriyor.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı diplomatik yollarla sonlandırma yönündeki girişimleri, Washington’un Avrupa’daki askeri angajmanını azaltabileceği yönünde soru işaretlerine yol açıyor. Buna karşın Batılı güvenlik çevreleri, ABD Kongresi tarafından kabul edilen savunma düzenlemelerinin Avrupa’daki Amerikan askeri varlığının ani şekilde azaltılmasını zorlaştırdığı görüşünde.
Güvenlik uzmanları, Ukrayna’da bir ateşkes sağlansa dahi Vladimir Putin liderliğindeki Rusya’nın hibrit tehditler ve bölgesel baskı unsurlarıyla faaliyetlerini sürdürmeye devam edebileceğini değerlendiriyor.
NATO üyesi ülkelerin büyük bölümü, 2035 yılına kadar milli gelirlerinin önemli bir kısmını savunma ve güvenlik alanlarına ayırmayı taahhüt etmiş durumda. Ancak uzmanlar, bu hedeflerin kağıt üzerinde kalmaması için savunma sanayii yatırımlarının, üretim kapasitesinin ve insan kaynağının hızla güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.