Kitâb-ı Bahriye, Osmanlı denizcisi Pîrî Reis tarafından 1521’de yazılmış, 1526’da genişletilmiş ünlü bir denizcilik eseridir.
Eser; Akdeniz, Ege, Karadeniz ve Kuzey Afrika kıyılarını anlatan bir rehber kitap niteliğindedir.
Yani hem bir seyir kılavuzu, hem de 16. yüzyıl Akdeniz dünyasının kültür atlasıdır.
Gelibolu sabahının serin rüzgârı, denizin tuz kokusunu şehre taşıyordu. Limanda sessiz bir hazırlık vardı; tayfalar yelkenleri bağlıyor, halatları kontrol ediyor, ufka bakan gözler yeni bir seferin heyecanını yaşıyordu.
Pîrî Reis, gemisinin güvertesinde elindeki pusulayı kavrarken tayfalarına döndü:
“Deniz yalnızca dalgadan ibaret değildir,” dedi. “Onun dili vardır; rüzgârla konuşur, yıldızlarla yol gösterir. Kim denizi dinlemeyi bilirse, yolunu kaybetmez.”
Amcası Kemal Reis’in yanında geçirdiği yıllar, ona yalnızca savaş tecrübesi kazandırmamıştı. En büyük kazancı, denizi okumayı öğrenmek olmuştu. Rüzgârın bir anda yön değiştirmesinin habercisi, kıyılardan gelen kokuların işareti, gece gökyüzünde bir yıldızın kaybolması… Bunların her biri, bir denizci için yazısız birer kanundu.
Güneş ufukta yükselirken gemi ağır ağır limandan ayrıldı. Tayfalar kürekleri çekiyor, yelkenler rüzgârla şişiyor, deniz yeni yolcularını kabulleniyordu. Pîrî Reis, o anı notlarına işledi. Çünkü biliyordu: Bir gün bu yolculukların her detayı, gelecek nesillere rehber olacak büyük bir kitaba dönüşecekti.
İşte böyle başladı Kitâb-ı Bahriye’nin ilk satırları…