New York Times’ın aktardığı bilgilere göre Rusya, Atlantik Okyanusu’nda ABD Sahil Güvenliği unsurlarından kaçan bir petrol tankerinin takibinin sonlandırılması için Amerika Birleşik Devletleri’ne resmi bir talepte bulundu. Diplomatik girişimin, yılbaşı arifesinde ABD Dışişleri Bakanlığı’na ve Beyaz Saray bünyesindeki İç Güvenlik Konseyi’ne iletildiği bildirildi.
Talep, daha önce Bella 1 adıyla bilinen ve yaklaşık iki haftadır ABD makamlarının radarında olan tankerle ilgili olarak yapıldı.
Yetkililere göre İran’dan hareket eden tanker, Venezuela’ya petrol yüklemek üzere seyir halindeyken Karayip Denizi’nde ABD Sahil Güvenliği’nin durdurma çağrısına uymadı. Geminin bu karardan sonra rotasını değiştirerek Atlantik Okyanusu’na yöneldiği ve takibin bu aşamada yoğunlaştığı belirtildi.
ABD’li yetkililer, gemiye ilk yaklaşımın 20 Aralık’ta gerçekleştiğini ve o sırada tanker üzerinde sahte bir bayrak bulunduğunu savunuyor. Washington’a göre bu durum, gemiyi uluslararası hukuk kapsamında “devletsiz” konuma sokuyor ve açık denizde müdahale yetkisi doğuruyor.
Takip sürecinde yaşanan en dikkat çekici gelişme ise geminin kimliğine ilişkin oldu. İddialara göre mürettebat, korunma talebi oluşturmak amacıyla geminin gövdesine ilkel şekilde bir Rus bayrağı çizdi ve telsiz anonslarında Rus yetkisi altında olduklarını bildirdi.
Kısa süre sonra tanker, Rusya’nın resmi denizcilik sicilinde “Marinera” adıyla yer aldı. Kayıtlarda geminin ana limanı olarak Soçi gösterilirken, yeni bir denizcilik kimlik numarası da tanımlandı.
Eski ABD Hazine Bakanlığı yaptırım uyumluluk yetkilisi David Tannenbaum, New York Times’a yaptığı değerlendirmede, Rusya’nın kısa sürede gerçekleştirdiği bu bayrak tescilinin uluslararası hukuk açısından geçerliliğinin net olmadığını ifade etti. Tannenbaum, bu yaklaşımın Rusya, İran ve Venezuela kaynaklı yaptırımlı petrol taşımacılığında kullanılan “gölge filo” modeline uyduğunu belirtti.
Krizin, Donald Trump’ın Rusya ve Ukrayna arasında bir barış zemini oluşturmaya çalıştığı hassas bir dönemde ortaya çıkması dikkat çekiyor. Gazeteye konuşan kaynaklara göre Rusya’nın bu talebi, zaten kırılgan olan diplomatik sürece yeni bir gerilim başlığı ekleyebilir.
Aynı zamanda olay, Trump yönetiminin Nicolas Maduro yönetimine baskı amacıyla Venezuela’nın petrol ticaretine yönelik uyguladığı daha geniş kapsamlı deniz ablukasıyla da örtüşüyor. ABD, Aralık ayında Venezuela bağlantılı iki petrol tankerine daha el koymuştu.
Times’a konuşan bir ABD yetkilisi, Trump yönetiminin tankeri hâlâ devletsiz olarak değerlendirdiğini, çünkü ilk temas anında geçerli bir bayrak taşımadığını savundu. Bu görüşe göre, sonradan yapılan isim ve bayrak değişiklikleri hukuki durumu geriye dönük olarak değiştirmiyor.
Bu arada TankerTrackers tarafından paylaşılan takip verileri, geminin yeni bir Rus MMSI numarasıyla yayın yaptığını gösteriyor. Ancak bu numaranın henüz Uluslararası Telekomünikasyon Birliği veri tabanında doğrulanmamış olması, geminin statüsüne ilişkin belirsizliği daha da artırıyor.
Rus hükümetinin gemiye ilişkin resmi pozisyonu ise netlik kazanmış değil. Washington’daki Rus Büyükelçiliği, konuya ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.
Uzmanlara göre Bella 1 ya da yeni adıyla Marinera etrafında şekillenen bu kriz, yaptırım uygulamalarında denizcilik hukukunun ne kadar kırılgan hale geldiğini gözler önüne seriyor. Bayrak, sicil ve kimlik değişikliklerinin dakikalar içinde siyasi bir krize dönüşebildiği bu ortamda, deniz taşımacılığı giderek daha riskli bir jeopolitik alana evriliyor.