Yat mutfağı mart menüsü, mevsimin taze ürünlerini denizin zarif atmosferiyle buluşturan özel bir gastronomi deneyimi sunuyor. Özel yat şefi Dilan ŞENTÜRK, mart ayı için hazırladığı menüde levrekten karidese, sebzelerden yaratıcı tatlılara kadar uzanan tabaklarla yat misafirlerine unutulmaz bir lezzet yolculuğu yaşatıyor.

Yiyecek ve içecek sektörünün hemen her alanında görev almış olmak, yat sektöründe bu alanda ilerlemek için güçlü bir dinamik. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Gıda Bilimi mezunu olarak gıda kontrol laboratuvarlarında analiz yapmakla geçeceğini sandığım hayatım beni daha üniversitenin ilk yılının sonunda yiyecek-içecek sektörüne damga vurmuş markaların kalbine ulaştırdı.
Önce Yalıkavak Palmarina, devamında ise Bebek, Etiler, Maslak, Karaköy ve Pera gibi lokasyonların fine dining restoranlarında yemek konusunda deneyim kazanmaya başladım.
Karşı konulamaz bir öğrenme merakıyla misafir ilişkilerinden kokteyllere, üçüncü nesil kahveden şaraplara, beslenme trendlerinden kendi alanım olan gıda kalite süreçlerine kadar pek çok alanda kendimi geliştirdim. Bu anlamda İstanbul’un bana ikinci bir okul olduğunu söyleyebilirim.
Şef kimliğiyle tanışınca bütün bu bilgiler yat ortamında kendime alan açmama yardımcı oldu.
Bana göre yemeğin damakta bıraktığı lezzet, iyi tasarımlar ve güçlü kombinasyonlardan geçer. Cesurca denenmemişi de deneyebilmek gerektiğine inanıyorum.
Yemeğin sanatı katı kuralları tanımaz. Şefin tabakta yaratmak istediği ve sunduğu her şey tamamen kendini yansıtma biçimidir.
Bununla birlikte yatlarda icra edilen şeflik, otel veya restoran mutfaklarından farklıdır. Çünkü burada aynı zamanda kendi gıda denetçiniz, yardımcı şefiniz, depo sorumlunuz ve maliyet yöneticiniz olursunuz.
Bu yönüyle yat mutfağı büyük dikkat ve disiplin gerektiren bir çalışma alanıdır.
Tabakta deneyim sunmaya gelince, eğer işveren işinize saygı duyuyor ve lezzetinize güveniyorsa her tabağı deneyimlemeye en az sizin kadar heyecan duyuyor. Böylece mutfakta güçlü bir uyum ve kimya yakalamış oluyorsunuz. Günün sonunda farkında olmadan kendinizin en iyi versiyonuna tanıklık ediyorsunuz, misafirleriniz de öyle.
Deniz Gündem dergisi için Mart ayına özel bir menü hazırladım. Bu menüyü hazırlarken hem bu ayın önde gelen sebzelerini hem deniz ürünlerini hem de yat misafirlerini memnun etmeye yönelik onlarca denemenin sonucunda oluşan renk, tat ve koku uyumunu ortaya koymayı amaçladım.

Pembe Düşler çorbası, sebzelerden farklı kombinasyonlarda lezzetli çorba çıkarma deneyimlerimden ortaya çıkan bir tarif. Mart ayına yakışır hem bağışıklık güçlendiren hem renkli hem de kıvamı dengeli bir çorba. Pırasa ile pancarın uyumu burada belirleyici. Pırasa aromatik yapısıyla kıvam verirken pancar tabağa güçlü bir karakter kazandırıyor.

Mevsimin yeşillikleriyle hazırladığım ve tacı andıran bir salata da menünün önemli parçalarından biri. Yaban mersininin ekşi-tatlı tadı, kıvırcık marulun ferah yapısı, rokanın güçlü aroması ve çileğin dengeleyici dokunuşu salata tabağını lezzetli bir uyuma dönüştürüyor.

Patlıcan ve humus ayrı ayrı çok tükettiğim ürünler değil. Ancak bir araya geldiklerinde görsel ve lezzet açısından oldukça güçlü bir tabak ortaya çıkıyor. Pancar humus, köz patlıcan çanağında sunulan ızgara sebzelerle birleşerek farklı tatların uyumunu gösteriyor.

Mart ayının gözde balıklarından biri olan levreği buharda pişirip Fransız mutfağının klasik soslarından beurre blanc ile buluşturdum. Karamelize soğan üstünde balkabağı püresi, buharda pişmiş brüksel lahanası ve yeşil ile kırmızı yağ dokunuşlarıyla ortaya adeta ebru sanatını andıran bir tabak çıktı.

Makarna ise karada şeflik yaptığım dönemlerde sürekli içinde bulunduğum bir alan. İtalyan mutfağında makarna şefi olarak çalıştığım dönemde günlük olarak hazırlanan hamurlardan ravioli, tagliatelle, fettucine ve tortellini üretimi yapıyor ve bunları misafirlerin önünde sunuyordum. O dönem geliştirdiğim beyaz şaraplı karides sosu, misafirlerin en çok sevdiği tariflerden biri oldu. Yatta da aynı ilgiyi gördü. Bu nedenle menüde yerini alan sade ama güçlü bir lezzet: Karides Tagliatelle.

Avrupa’da yaygın olarak tüketilen kuşkonmaz aslında bu coğrafyanın çok eski ürünlerinden biri. Ancak yeterince tanınmadığı için üretimi ve pazarlaması sınırlı kalmış bir sebze. Tatlı ve ekşi soslarla çok uyumlu olduğu için başlangıç tabaklarımda sık kullanıyorum. Bu tabakta yaban mersini ve nane sosu üzerinde kuşkonmaz, turşu suyu jeli ve kuşkonmaz suyu jeli ile sunuluyor.

Fırın sütlaç ise benim için çok önemli bir tatlı. Özellikle damakta bıraktığı tat konusunda çok titizim. Üstteki yanık dokunun dengesi, süt aroması ve akışkan kıvamın uyumu doğru kurulduğunda bu tatlı bambaşka bir seviyeye ulaşıyor. Bu tarifte Fransız flan ve İngiliz ekmek pudinginden ilham alarak boyoz hamuru içinde farklı bir dokuda sütlaç hazırladım. Ortaya çıkan sonuç: Çıtır Sütlaç.
Sadece tabakları değil bardakları ve kadehleri de tasarlamaktan keyif alıyorum. Kendi kokteyl tariflerimden biri olan Red Wings, kırmızı şarap, lime, greyfurt suyu, nane, esmer şeker ve tonik ile hazırlanan ferah bir kokteyl.
Deniz… Kokusu, duruşu ve heybetiyle beni kendine çekiyor. Denizde olmak her zaman bambaşka bir his.
Dergiyi okumak için:
https://denizgundem.com/deniz-gundem-mart-2026/