Son aylarda İran’ın ham petrol ticaretinde dikkat çekici bir gelişme yaşanıyor. Uluslararası veri ve analiz şirketi Kpler’in son raporuna göre, ülkenin elinde tuttuğu ham petrol stokları 2025’in ocak-temmuz döneminde 5 milyon varilden 35 milyon varile yükseldi. Denizde, tankerlerde tutulan miktar ise 40 milyon varil seviyesinde. Vortexa gibi diğer emtia istihbarat şirketleri ise bu rakamın 63 milyon varili bulduğunu öne sürüyor.
İran petrolünün neredeyse tamamı Çin’e satılıyor, ancak resmi kayıtlarda bu ithalat görünmüyor. Bunun nedeni, sevkiyatların doğrudan yapılmaması. Petrol, Malezya açıklarında gemiden gemiye transfer edilerek Malezya menşeli gösteriliyor. İhracat verilerine bakıldığında Malezya’nın 2024’te günlük 1,4 milyon varil petrol ihraç ettiği görülüyor. Oysa ülkenin kendi üretimi Sabah ve Sarawak bölgelerinden olmak üzere günde yaklaşık 500 bin varille sınırlı. Aradaki büyük farkın İran’dan gelen petrol olduğu düşünülüyor.

Denizdeki yüzen stokların artışı, yaptırımların sıkılaşması beklentisiyle açıklanıyor. İran petrolünün alıcıları, kıyıdaki depolama tesislerini doldurmuş durumda. Karadaki kapasite sınırına ulaşılınca fazla petrol, tankerlerde açıkta bekletiliyor. Bu durum özellikle Malezya’nın doğu kıyılarında ve Çin’in kuzeyindeki Dongying açıklarında yoğunlaşıyor.
Uygulanan yaptırımlar, yalnızca ticareti değil, nakliyeden sigortaya kadar tüm lojistik zincirini etkiliyor. Gemiler, yöneticiler ve armatörler doğrudan hedef alındığı için İran, petrolünü satarken ek maliyetlerle karşılaşıyor. Teslim edilemeyen yükler nedeniyle daha fazla indirim yapmak zorunda kalınması, ülkenin gelirlerini baskı altına alıyor. Haziran ayında Çin ithalatında görülen artış ise, bağımsız rafinerilerin yaptırımlar sıkılaşmadan önce stok yapma çabasına bağlanıyor. Ancak bu stokların depolandığı alanlar da artık dolmuş durumda.

Malezya Yatırım, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı, mayıs ayında menşe belgesi sahtekârlıkları ve aktarmalı sevkiyatlara karşı daha agresif adımlar atacağını açıkladı. Ancak Münhasır Ekonomik Bölge dışındaki gemi–gemi aktarma faaliyetlerine yasal olarak müdahale edemiyor. Bu durum, Malezya açıklarında sigortasız, bakımsız ve eski tankerlerin yoğunlaşmasına neden oluyor. Uzmanlara göre bu, yalnızca ticari değil, aynı zamanda ciddi bir çevresel tehdit.
İran’ın denizde tuttuğu dev petrol stokları, küresel enerji piyasasında belirsizlik yaratıyor. Yaptırımların etkisiyle hem ticaret rotaları hem de fiyat dengeleri yeniden şekilleniyor. Bu süreç, önümüzdeki aylarda Orta Doğu’dan Asya’ya uzanan enerji hattında daha fazla jeopolitik gerilime yol açabilir.