Venezuela kıyılarında faaliyet gösteren iki adet “hayalet petrol tankeri”, ABD’nin yaptırımlarla ülkenin petrol gelirlerini kesmeye yönelik girişimlerine rağmen yükleme yapmayı sürdürüyor. Bu gelişme, Washington’un Caracas üzerindeki ekonomik baskıyı artırma çabalarında karşılaştığı sınırlamaları bir kez daha ortaya koydu.
Nakliye verilerine göre, dünyanın en büyük ham petrol taşıma kapasitesine sahip süper tankerler, Venezuela hükümetinin kontrolündeki Jose Petrol Terminali’nde ham petrol yüklüyor. Son gemi hareketleri ve ön veriler, Venezuela’nın Aralık ayının ilk günlerinde günlük yaklaşık 880 bin varil ham petrol sevkiyatı gerçekleştirdiğini gösteriyor. Bu rakam, Kasım ayındaki 586 bin varil/gün ortalamasına kıyasla kayda değer bir artış anlamına geliyor.
Söz konusu yüklemeler, ABD’nin Venezuela petrolü taşıdığı gerekçesiyle bir süper tankere el koymasından yalnızca iki gün sonra gerçekleşti. Washington yönetimi, bu tür müdahalelerin sürebileceği mesajını verirken, petrol sevkiyatlarının devam etmesi yaptırımların sahadaki etkisinin sınırlı kaldığına işaret ediyor. ABD’nin hamlesi, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu petrol gelirlerinden mahrum bırakmayı hedefleyen daha geniş bir baskı stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor.
Ancak asıl kritik soru, bu tankerlerin Venezuela sularından ayrılıp ayrılmayacağı ve olası el koyma riskini göze alıp almayacakları. Konuya yakın kaynaklara göre, aynı dönemde ABD yönetimi Chevron Corp.’un Venezuela’daki faaliyetlerini sürdürmesine olanak tanıyan lisansı da yeniledi. Bu karar, Washington’un Maduro yönetimine karşı uyguladığı politikanın çelişkili yönlerini yeniden gündeme getirdi.
Venezuela’nın devlet petrol şirketi PDVSA, yaptırımlar nedeniyle petrolünü pazara sunmakta giderek daha fazla zorlanıyor ve sevkiyatların önemli bir bölümünü Çin’e yüksek indirimlerle yönlendiriyor. Chevron ise lisansı kapsamında kendi payına düşen petrolü yükleyerek ABD’ye taşıyabiliyor ve PDVSA ile yaptığı ortaklıklarda yalnızca petrol karşılığı ödeme gerçekleştirebiliyor.
Bu noktada “hayalet tankerler” kritik bir rol üstleniyor. Depolama kapasitesi sınırlı olan PDVSA, petrolü gelir elde edebilmek için bir şekilde sevk etmek zorunda kalıyor. Houston merkezli Chevron, Venezuela’daki faaliyetlerinin ABD yasaları ve yaptırım rejimleriyle tam uyum içinde yürütüldüğünü açıkladı. ABD Hazine Bakanlığı ve Venezuela makamları ise lisans yenilemesine ilişkin sorulara henüz yanıt vermedi.
Küresel ölçekte bakıldığında, dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip Venezuela’dan gelebilecek arz kaybı teorik olarak piyasaları sarsabilecek potansiyele sahip. Ancak ABD, Guyana ve diğer üretici ülkelerde artan üretim nedeniyle küresel petrol piyasasında arz fazlası devam ediyor. Uluslararası Enerji Ajansı, mevcut arz fazlasını günlük 3,8 milyon varil seviyesinde öngörüyor.
Enerji danışmanlık şirketi Rapidan Energy Group, ABD’nin attığı adımların Venezuela’nın petrol ihracatının yaklaşık %30’unu, yani günlük 300 bin varili sekteye uğratabileceğini tahmin ediyor.
Nakliye raporları, yaptırımlardan kaçınmak amacıyla petrolün menşeini gizleyen tankerlerin, Venezuela’nın en çok ihraç edilen ham petrol türlerinden biri olan Merey 16’dan yaklaşık 4 milyon varil yüklemeye hazırlandığını gösteriyor. Crag ve Galaxy 3 isimlerini kullanan gemilerin Asya yönüne doğru hareket ettiği bildiriliyor. Bu tankerlerin gerçek kimlikleri çoğu zaman gemi isimlerinin üzerinin örtülmesiyle gizlendiği için, yaptırımlara tabi olup olmadıkları netlik kazanmıyor.
Uydu görüntüleri de Jose açıklarındaki faaliyetleri doğruluyor. Görüntülerde, açık deniz platformunun üç yanaşma noktasının iki süper tanker ve Chevron tarafından kiralanan Aframax tipi Nave Neutrino tarafından kullanıldığı görülüyor. Chevron, ABD Hazine Bakanlığı’ndan lisans alarak Venezuela’da petrol çıkarma ve taşıma yetkisine sahip tek yabancı şirket konumunda bulunuyor.
Son aylarda ABD yönetimi, Karayipler’de uyuşturucu ve yasa dışı petrol ticaretiyle bağlantılı olduğu öne sürülen deniz araçlarına yönelik müdahalelerini artırdı. Bu kapsamda Skipper adlı süper tankere el konulması, Washington’un Venezuela’ya yönelik baskı kampanyasında yeni bir aşama olarak yorumlanıyor.
Maduro yönetimi ise söz konusu adımları “korsanlık” olarak nitelendirerek, ülkenin doğal kaynaklarını korumakta kararlı olduklarını açıkladı.