Küresel denizcilik şirketleri, karbon emisyonlarını azaltmak ve fosil yakıtlardaki fiyat dalgalanmalarından korunmak amacıyla alternatif deniz yakıtı olarak etanole yöneliyor. Maersk ve Vale gibi devlerin öncülük ettiği bu değişimin önümüzdeki yıl ticari boyuta taşınması bekleniyor.
Ortadoğu’daki jeopolitik gerilimler ve Hürmüz Boğazı’nın deniz trafiğine kapatılması gibi gelişmeler fosil yakıt tedarikinde riskleri artırırken, deniz taşımacılığında alternatif arayışları ivme kazandı. Maersk ve madencilik devi Vale gibi küresel şirketlerin öncülüğünde denizcilikte etanol yakıtı kullanımı, düşük maliyeti ve bol arzı sayesinde diğer düşük karbonlu alternatifleri geride bırakarak giderek daha cazip bir seçenek haline geliyor.
Emisyon azaltma hedefleri doğrultusunda amonyak, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve metanol gibi alternatifleri test eden denizcilik endüstrisi, rotayı geniş çaplı kullanılabilirliği olan etanole çevirdi. Dünyanın önde gelen gemicilik şirketlerinden Maersk, metanol veya akaryakıtla çalışmak üzere tasarlanmış bir gemide gerçekleştirdiği yüzde 10 ve yüzde 50’lik karışım testlerinin ardından, yılın ilk çeyreğinde ve geçtiğimiz hafta yüzde 100 etanol ile ilk iki seferini başarıyla tamamladı.

Şirket yetkilileri, etanolün köklü bir küresel pazar altyapısına sahip olması ve metanole benzer özellikler taşıması nedeniyle güçlü bir tamamlayıcı alternatif olduğunu vurguladı. Eş zamanlı olarak Singapur merkezli X-Press Feeders da Rotterdam’da bir konteyner gemisinde yüzde 10 etanol ve yüzde 90 metanolden oluşan bir yakıt karışımını test ettiğini duyurdu.
Brezilya merkezli madencilik devi Vale ise demir cevheri taşımacılığında kullanılmak üzere etanol, metanol ve ağır yakıtla çalışabilen iki yeni gemi inşa etmesi için Çinli Shandong Shipping Corp ile anlaştığını bildirdi. İsviçre merkezli motor üreticisi Everllence gibi sektör uzmanları, etanolün mevcut metanol uyumlu motorlarda büyük yapısal revizyonlar gerektirmeden kullanılabileceğini belirtiyor. DNV verilerine göre, 2025 yılında 107 olan metanol uyumlu gemi sayısının, verilen yeni siparişlerle birlikte 2030 yılına kadar 450’ye ulaşması bekleniyor.
Küresel Yeşil Yakıtlar Merkezi (GCGF) Denizcilik Danışmanı Chris Chatterton, yeşil metanol tedarikindeki kısıtlamaların etanolü ön plana çıkardığına dikkat çekerek, bu yakıtın mevcut sistemlere hiçbir büyük sermaye taahhüdü gerektirmeden kademeli olarak entegre edilebileceğini ifade etti. Enerji verimliliği açısından incelendiğinde, metanolden yaklaşık yüzde 35 daha fazla enerji içeriğine sahip olan etanol, gemilerin aynı mesafeyi katetmek için daha az yakıt harcamasını sağlıyor. Ancak etanol, geleneksel fosil yakıtlarla kıyaslandığında aynı enerji çıkışını elde etmek için ağırlıkça yaklaşık yüzde 50 daha fazla yakıta ihtiyaç duyuyor.
Etanol üretiminde ana ham madde olan mısırın ABD ve Brezilya gibi ülkelerde bol miktarda üretilmesi arz güvenliğini desteklerken, yakıtın maliyet avantajı da şirketlerin ilgisini çekiyor. ABD verilerine göre ton başına 700 dolar civarında seyreden etanol, bin doları aşan yeşil metanole kıyasla oldukça ekonomik bir tercih sunuyor. Uzmanlar, önümüzdeki 12 ila 24 ay içinde Brezilya’nın Santos Limanı, Singapur, ABD Körfezi ve Kuzeybatı Avrupa gibi kilit lojistik noktalarında ticari etanol ikmal operasyonlarının hızla artacağını öngörüyor.
Benzer haberler:
Gemi Motorlarında Metanol Kullanımının Önündeki En Büyük Teknik Engel Aşıldı