Güney Çin Denizi’nde 2024 yılında yaşanan ve iki tankerin karıştığı ölümcül çarpışma, denizcilik sektöründe bugün hâlâ tartışılan yapısal sorunları net biçimde ortaya koymaya devam ediyor. Singapur makamlarının yayımladığı nihai soruşturma raporu, modern gemilerde ileri navigasyon sistemlerinin bulunmasının tek başına yeterli olmadığını, insan faktöründeki zayıflıkların zincirleme biçimde ağır sonuçlara yol açabildiğini gösteriyor.
19 Temmuz 2024 sabahı Malezya açıklarında meydana gelen kazada, Singapur bayraklı Hafnia Nile tankeri Japonya’ya sevk edilmek üzere nafta taşıdığı sırada demirli durumdaki Ceres I tankerine çarptı. Çarpışma sonrası her iki gemide de yangın çıktı, ciddi kargo ve yakıt kaybı yaşandı. Bir denizci hayatını kaybederken iki mürettebat üyesi yaralandı. O dönemden bu yana olay, uluslararası deniz emniyeti çevrelerinde ders niteliğinde bir vaka olarak değerlendiriliyor.
Kazaya ilişkin yayımlanan nihai rapor, özellikle mürettebat yorgunluğu, devre dışı bırakılmış radar alarmları ve köprüüstü disiplinindeki zafiyetlerin, bugün de küresel filolarda karşılaşılan risk alanları olduğuna işaret ediyor. Uzmanlara göre bu bulgular, yalnızca söz konusu gemilerle sınırlı değil; benzer operasyonel koşullar altında çalışan birçok ticari gemi için güncelliğini koruyor.
Rapora göre, Hafnia Nile’da görevli nöbetçi subayın gemiye katılım süreci ve yetersiz dinlenme koşulları, hâlâ sektör genelinde tartışılan “nöbet öncesi hazırlık” konusunu yeniden gündeme taşıdı. Subayın, uzun bir seyahat zincirinin ardından yeterli dinlenme imkânı bulamadan gece vardiyasına çıkması, yorgunluğun karar alma süreçleri üzerindeki etkisini somut biçimde ortaya koydu.
Bununla birlikte, çarpışma önleme alarmlarının susturulmuş ya da kapatılmış olması, teknik donanımın bilinçli ya da alışkanlık kaynaklı şekilde devre dışı bırakılmasının bugün de ciddi bir risk oluşturduğunu gösteriyor. Soruşturma, alarmların aktif olması halinde köprü ekibinin çok daha erken uyarılabileceğini ortaya koydu.
Ceres I tarafında ise demirdeyken yaklaşan gemilerle iletişime ilişkin net prosedürlerin bulunmaması, güvenlik yönetim sistemlerinin kağıt üzerinde var olmasının yeterli olmadığını bir kez daha hatırlattı. Yakın temasın arttığı anlarda VHF üzerinden doğrudan iletişime geçilmemesi, kazanın önlenebilir boyutunu daha da görünür hale getirdi.
Kazanın ardından Singapur makamlarının yayımladığı güvenlik tavsiyeleri, bugün birçok bayrak devleti ve işletmeci tarafından referans alınmaya devam ediyor. Radar alarmlarının sürekli aktif tutulması, köprüde yeterli personel bulunmadan idari iş yapılmaması ve yakın temas senaryolarına yönelik net iletişim prosedürleri, hâlen güncel emniyet başlıkları arasında yer alıyor.
Uzmanlar, bu kazanın üzerinden zaman geçmiş olmasına rağmen taşıdığı mesajın değişmediği görüşünde. Denizcilikte teknoloji ilerlese de, uyanık, dinlenmiş ve prosedürlere bağlı bir köprü ekibi olmadan en gelişmiş sistemlerin dahi etkisiz kalabileceği vurgulanıyor. Güney Çin Denizi’nde yaşanan bu olay, bugün için de denizcilik sektörüne güçlü bir uyarı niteliğini koruyor.