Avrupa’nın hızla büyüyen offshore rüzgâr enerjisi yatırımları kritik bir darboğaza girmiş durumda. Kuzey Denizi’ndeki büyük ölçekli projeleri yürüten konsorsiyumlar, kablo döşeme gemisi, ağır kaldırma gemisi ve montaj gemisi kapasitesinin 2026’ya kadar tamamen dolduğunu bildiriyor. Bu gelişme yalnızca proje takvimlerini değil, bölgedeki enerji dönüşümünü de doğrudan etkiliyor.
1. Küresel gemi filosu yetersiz:
Dünya genelinde sınırlı sayıda ağır kaldırma ve kablo döşeme gemisi bulunuyor. Mevcut gemilerin büyük bölümü Kuzey Avrupa ve Asya projeleri tarafından önceden rezerve edilmiş durumda.
2. Proje yoğunluğundaki artış:
Almanya, Hollanda, Danimarka ve Birleşik Krallık’ın toplam offshore rüzgâr kapasitesinin 2025–2030 dönemi arasında iki katına çıkması bekleniyor. Bu artış gemi talebini mevcut arzın çok üzerine taşıyor.
3. Tersane teslim sürelerinin uzaması:
Offshore segmentinde yeni inşa gemi teslim süreleri 36 aydan 48 aya uzamış durumda. Bu da filonun kısa vadede genişleyemeyeceği anlamına geliyor.
Sektör analistlerine göre gemi yetersizliği nedeniyle:
oranında artış bekleniyor. Bu durum özellikle 5 GW ve üzeri mega projelerde toplam yatırım maliyetinin milyonlarca euro yükselmesine neden olabilir.
Avrupa Birliği’nin 2030 hedefleri, hızlı bir offshore rüzgâr kapasitesi artışı öngörüyor. Ancak mevcut gemi sıkışıklığı nedeniyle projelerde 8 ila 18 aylık gecikmeler yaşanabileceği tahmin ediliyor. Bu durum, AB’nin enerji arz güvenliği ve karbon nötr hedefleri açısından risk oluşturuyor.
Türkiye’nin karasularında planlanan offshore rüzgâr potansiyeli ve tersanelerinin artan üretim kabiliyeti dikkate alındığında, Avrupa’daki gemi eksikliği önemli bir fırsat yaratabilir.
Olası etkiler: