Rusya’ya aceleyle yeniden tescil edilerek Marinera adını alan tanker, Kuzey Atlantik’in sert kış koşullarında yol alırken denizcilik ve güvenlik çevrelerinde tek bir soru öne çıkıyor: Amerika Birleşik Devletleri gemiye el koymak için harekete geçecek mi?
ABD’li yayın kuruluşu CBS News’e konuşan yetkililere göre, Washington yönetimi, geminin Venezuela sularından uzak ancak çok büyük bir ham petrol tankerinin bağlanabileceği dost limanlara daha yakın bir konumda seyretmesini dikkate alarak olası bir müdahale senaryosunu sessizce değerlendiriyor. Özellikle İngiltere açıklarına yaklaşan rota, bu ihtimali güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor.
Takibin başlangıcı 20 Aralık tarihine uzanıyor. ABD Sahil Güvenliği, Karayipler’de Bella 1 adıyla bilinen tankere çıkma talebinde bulundu. İran’dan Venezuela’ya ham petrol taşımak üzere seyreden gemi bu çağrıya uymadı ve rotasını açık Atlantik’e çevirdi.
ABD’li yetkililer, geminin o sırada sahte bayrak altında seyrettiğini ve bu durumun uluslararası hukuk açısından tankeri fiilen devletsiz hale getirdiğini belirtti. Bu statü, herhangi bir bayrak devletinin onayı olmadan gemiye çıkılabilmesini mümkün kılabilecek kritik bir hukuki zemin oluşturuyordu.
İddialara göre mürettebat, teslim olmak yerine geminin gövdesine el yapımı bir Rus bayrağı çizdi, telsiz üzerinden Rus makamlarının kontrolünde olduklarını bildirdi ve kısa süre içinde tanker Rusya denizcilik siciline Marinera adıyla kaydedildi. Ana liman olarak Soçi’nin gösterilmesi ise dikkat çekti.
New York Times’ın aktardığına göre Moskova bu gelişmeden rahatsızlık duydu. Yılbaşı gecesi Rus yetkililerin Washington’a, takibin durdurulmasını talep eden resmi bir diplomatik nota ilettiği ve mesajın ABD Dışişleri Bakanlığı ile Beyaz Saray İç Güvenlik Konseyi’ne ulaştırıldığı bildirildi.
ABD tarafı ise son dakika bayrak değişikliğinin hukuki durumu temelden değiştirmediği görüşünde. Yetkililere göre tanker, ilk temas sırasında meşru bir bayrak altında faaliyet göstermiyordu ve bu nedenle hâlâ müdahaleye açık bir hedef olarak değerlendiriliyor.
Söz konusu gemi, sıradan bir yaptırım ihlali vakası olarak görülmüyor. Bella 1, Haziran 2024’te Hizbullah ve İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü ile bağlantılı ağlar adına petrol taşıdığı gerekçesiyle ABD Hazine Bakanlığı tarafından kara listeye alınmıştı. Geminin kayıtlı sahibinin de terörle mücadele kapsamında uygulanan 13224 sayılı Başkanlık Kararnamesi çerçevesinde yaptırıma tabi tutulduğu biliniyor.
TankerTrackers.com verilerine göre VLCC sınıfındaki tanker, 2021 ile 2025 yılları arasında İran ve Venezuela kaynaklı toplam 20 milyon varilden fazla ham petrol taşıdı. Bu sevkiyatların önemli bir bölümünün gemiden gemiye transfer yoluyla Çin’e ulaştırıldığı tahmin ediliyor. Nükleer İran’a Karşı Birleşik Hareket adlı kuruluş ise uzun süredir bu tankeri “hayalet filo”nun parçası olarak tanımlıyor.
Washington’un, yaptırımlardan kaçan sembolik bir gemiyi örnek teşkil edecek şekilde hedef alması halinde Marinera’nın bu tanıma tam olarak uyduğu değerlendiriliyor.
Kuzey Atlantik’te yakın takip
Son günlerde ABD, İngiltere ve İrlanda’ya ait müttefik gözetleme uçaklarının, tankeri İrlanda’nın yaklaşık 250 deniz mili batısında izlediği bildiriliyor. Geminin yeni Rus MMSI numarasının henüz resmi denizcilik veri tabanlarında görünmemesi ise hukuki belirsizliği artırıyor.
ABD’li kurumlar kamuoyuna açık bir şekilde gemiye çıkma planını doğrulamasa da, kulislerde tankerin batırılmasından ziyade sağlam biçimde ele geçirilmesinin tercih edileceği konuşuluyor. Bu yaklaşım, geçtiğimiz ay Karayipler’de el konulan Skipper ve Centuries tankerlerine yönelik operasyonlarla benzerlik taşıyor.
Kritik eşik
Kağıt üzerinde tablo net görünüyor. Terör finansmanı ve yaptırım ihlalleriyle bağlantılı, statüsü tartışmalı bir tanker, müdahale gerekçesi oluşturabilecek nitelikler taşıyor.
Ancak pratikte, Rus koruması altında olduğunu iddia eden bir gemiye Kuzey Atlantik’te çıkmak, özellikle Washington ile Moskova’nın Ukrayna savaşı nedeniyle hassas bir diplomatik dengede bulunduğu bir dönemde ciddi riskler barındırıyor.
Marinera’daki mürettebat açısından ise bir gerçek artık net. Gemi yakından izleniyor. Bu takibin, son yılların en çarpıcı açık deniz ele geçirme operasyonlarından birine dönüşüp dönüşmeyeceği ise önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.