Küresel deniz ticaretinin en kritik dar boğazlarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndan ticari gemilerin güvenli geçişini sağlamayı amaçlayan Birleşmiş Milletler (BM) kararı, Rusya ve Çin’in vetosuyla reddedildi. Diplomatik çıkmaz, boğazdaki deniz trafiğinin fiilen durma noktasına geldiği bir dönemde küresel jeopolitik bölünmeleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) dün, Körfez ülkeleri tarafından desteklenen ve uluslararası deniz taşımacılığını doğrudan etkileyen kritik bir oylamaya sahne oldu. Bahreyn öncülüğünde hazırlanan; ABD, İngiltere ve Körfez ülkeleri tarafından desteklenen karar tasarısı; Hürmüz Boğazı hattındaki tıkanıklığı ülkelerin ana gündem maddesi sayarak, acil bir çözüm bulmaya çağırıyordu.
Güç kullanımına yetki vermeyen ancak küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sini taşıyan Hürmüz Boğazı hattında güvenli geçişin yeniden tesis edilmesinin aciliyetini vurgulayan tasarı; 11 “evet” oyuna rağmen Rusya ve Çin’in vetosuna takıldı. Kolombiya ve Pakistan ise oylamada çekimser kaldı.

Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Rashid al-Zayani, kararın “seyrüsefer serbestisini sağlayacak kalıcı bir çözüme doğru atılmış bir adım” olarak tasarlandığını belirterek, kararın reddedilmesinin dünyaya yanlış bir sinyal gönderdiğini ifade etti.
Oylamanın ardından Batılı ülkeler faturayı doğrudan İran’a kesti. ABD Büyükelçisi Mike Waltz, Tahran’ı boğazı mayınlamak; ticari gemilere ateş açmak ve hayati kargoları engellemekle suçlayarak “Kimse küresel ekonominin silah zoruyla rehin alınmasına müsamaha göstermemeli” dedi. Waltz, kritik kargolardaki gecikmelerin enerji kıtlığını ve tedarik zinciri krizlerini tetikleyeceği uyarısında bulundu.
İngiltere’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Archie Young ise İran’ın eylemlerinin BM Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) kapsamındaki transit geçiş hakkını ihlal ettiğini vurguladı.
Normal şartlarda günde yaklaşık 150 geminin geçtiği boğazda, mevcut trafiğin bir avuç gemiye kadar düştüğünü belirten Young; Dünya Gıda Programı’nın (WFP) verilerine atıfta bulunarak haziran ayına kadar 45 milyon insanın daha aşırı açlığa sürüklenebileceğini kaydetti.
Kararı veto eden Rusya ve Çin, tasarının taraflı olduğunu ve ABD ile İsrail’in İran’a yönelik eylemleri de dâhil olmak üzere krizin temel nedenlerini ele almadığını savundu. Her iki ülkenin de gerilimi düşürmeye ve bölgesel güvenliğe odaklanan alternatif bir karar tasarısı sunması bekleniyor.
Tahran yönetimi ise veto kararını memnuniyetle karşılayarak; tasarının “seyrüsefer özgürlüğünü koruma kisvesi altında ABD’nin askerî baskısını meşrulaştırma girişimi” olduğunu öne sürdü.
Diplomatik çıkmaz sürerken, Hürmüz Boğazı hattındaki ticari denizcilik operasyonları ağır yara almaya devam ediyor. Sektör verileri, boğazdaki gemi hareketlerinin normal seviyelerin çok küçük bir kısmına gerilediğini gösteriyor.
Artan savaş rizikosu primleri, yükselen navlun maliyetleri ve kritik yüklerdeki gecikmeler küresel enerji ve emtia piyasalarını sarsmaya başladı.
Kriz, oylamanın ardından Donald Trump’ın Tahran’a yönelik “Hürmüz’ü açın ya da İran’ın altyapısına yönelik kapsamlı saldırılarla yüzleşin” şeklindeki sert ültimatomuyla daha da tırmandı.
ABD ve İsrail saldırılarının artmasıyla “bu gece koca bir medeniyet yok olacak” uyarısında bulunan Trump’ın açıklamalarına karşılık İran; Körfez enerji varlıklarına misilleme yapma tehdidinde bulundu.
BM çatısı altındaki başarısızlığa rağmen ABD ve müttefikleri, boğazı yeniden açma çabalarının devam edeceğini ve bölgesel ortaklarla “bireysel ve kolektif meşru müdafaa” hakkını kullanmaya hazır olduklarını vurguluyor.
Ancak mevcut tablo, küresel deniz ticaretinin en hayati damarlarından birinin belirsiz bir süre daha tıkalı kalacağına işaret ediyor.
İlgili haberler:
Trump’tan İran’a: ‘Hürmüz Boğazı’nda Geçiş Ücretini ABD Almalı’