enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
43,6403
EURO
51,9537
ALTIN
7.133,57
BIST
13.787,82
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Az Bulutlu
Perşembe Yağmurlu
13°C
Cuma Hafif Yağmurlu
15°C
Cumartesi Az Bulutlu
14°C
Pazar Çok Bulutlu
19°C
Norden Ship Design House
Norden Ship Design House

Türk P&I Deniz Güvenliği: Sigortadan Fazlası

Türk P&I Deniz Güvenliği: Sigortadan Fazlası
maridec marina
guven
A+
A-

Türk P&I deniz güvenliği yaklaşımını, Türk P&I Sigorta Genel Müdürü Ufuk Teker, Deniz Gündem’e verdiği röportajda değerlendirdi. Teker, karşılıklı sigorta modelinin klasik sigortacılıktan nasıl ayrıştığını; hasar sonrası süreçler yerine risklerin gerçekleşmeden önce yönetilmesini esas alan anlayışı ve bunun güvenli, sürdürülebilir denizcilik operasyonlarına etkisini anlattı.

Türk P&I, klasik bir sigorta şirketinden çok, “karşılıklı sigorta” modeliyle çalışıyor. Bu yapı, denizcilikte risk yönetimi ve güvenlik kültürü açısından nasıl bir fark yaratıyor?

Deniz Gündem

Karşılıklı sigorta modelinde sigortalılar yalnızca teminat alan taraflar değil, sistemin aktif bir parçasıdır. Bu da bakış açısını doğal olarak değiştirir. Amaç, sadece hasar sonrası ödeme yapmak değil; hasarın hiç yaşanmamasını sağlamak olur. Riskleri önceden görmek, operasyonel süreçleri iyileştirmek ve güvenli seyri desteklemek bu yaklaşımın merkezinde yer alır.

Türk P&I bu model sayesinde sigortalılarıyla daha yakın ve sürekli bir ilişki kurar. Geminin ya da yatın günlük operasyonları, karşılaşılan riskler ve gerçek ihtiyaçlar daha iyi anlaşılır. Sonuçta daha doğru yönlendirme, daha hızlı müdahale ve sahada karşılığı olan çözümler ortaya çıkar. Türk P&I için sigorta, bir poliçeden ziyade güvenli ve sürdürülebilir bir denizcilik operasyonunun ortaklığıdır.

P&I sigortacılığı çoğu zaman hasar sonrası süreçlerle anılıyor. Oysa deniz güvenliği, kazalar yaşanmadan önce başlıyor. Türk P&I’ın önleyici risk yönetimi ve güvenli operasyon yaklaşımını nasıl tanımlarsınız?

P&I sigortacılığı genelde hasar anı ve sonrasıyla hatırlanır ama bizim yaklaşımımız çok daha önce başlar. Bizim için asıl başarı, hasarın hiç yaşanmamasıdır. Bu nedenle önleyici risk yönetimini denizcilik operasyonlarının doğal bir parçası olarak görüyoruz.

Operasyon öncesi risk analizi, mevzuata uyum, mürettebatın bilinçlendirilmesi ve doğru bilginin zamanında paylaşılması bu anlayışın temelini oluşturur. Türk P&I bu noktada sadece teminat sunan değil; deneyimini paylaşan, yol gösteren bir paydaş olarak konumlanır. Böylece P&I sigortacılığı reaktif bir yapıdan çıkıp, güvenliği merkeze alan proaktif bir yaklaşıma dönüşür.

Gemi adamı sağlığı ve güvenliği, denizcilikte sürdürülebilirliğin temel başlıklarından biri. Türk P&I bu alanda ne tür sorumluluklar üstleniyor ve sahada nasıl bir rol oynuyor?

Denizde emniyet, her şeyden önce insanla başlar. Bu yüzden gemi adamı sağlığı ve güvenliği Türk P&I için sadece teminat kapsamındaki bir konu değil, güvenli ve sürdürülebilir operasyonun vazgeçilmez bir parçasıdır. Kaza, yaralanma ya da hastalık durumlarında hızlı müdahale, doğru sağlık hizmetine erişim ve sürecin doğru yönetilmesi büyük önem taşır.

Türk P&I, yalnızca dosya yöneten bir yapı gibi değil; insan odaklı bir çözüm ortağı olarak geniş ağı sayesinde 145 ülkede 370 temsilcisiyle acil durumlarda 7/24 destek sunmaktadır.

Deniz kirliliği ve çevresel sorumluluklar artık sadece hukuki değil, aynı zamanda ticari bir risk başlığı. Türk P&I, çevre odaklı deniz güvenliği perspektifini teminat ve hizmetlerine nasıl yansıtıyor?

Deniz kirliliği artık sadece mevzuata uyum konusu değil; şirketlerin itibarı ve operasyon sürekliliği açısından da kritik bir risk alanı. Türk P&I bu gerçeği, çevre odaklı deniz güvenliği yaklaşımının merkezine koymaktadır.

Teminat yapısı uluslararası sözleşmeler ve güncel mevzuat çerçevesinde şekillenirken, asıl fark olay öncesi ve olay anındaki destekle ortaya çıkıyor. Olası bir kirlilik riskinde hızlı müdahale, doğru otoritelerle etkin iletişim ve profesyonel ekiplerle koordinasyon sağlanmaktadır. Bunun yanında çevresel riskler, operasyonel hatalar ve insan faktörü gibi nedenleriyle ele alınarak sigortalılar düzenli olarak bilgilendiriliyor.

Türk P&I’ın yerel bir yapı olması, hasar yönetimi ve kriz anlarında nasıl bir avantaj sağlıyor? Özellikle limanlar, otoriteler ve yerel paydaşlarla ilişkiler açısından bu fark nasıl hissediliyor? Uluslararası P&I kulüpleriyle karşılaştırıldığında, Türk P&I’ı armatörler ve gemi işletmecileri için ayrıştıran temel özellikler neler?

Yerel bir yapı olmak, kriz anlarında hız, erişilebilirlik ve doğru iletişim anlamına gelmektedir. Sahayı, limanları ve yerel dinamikleri iyi bilmek; mevzuatın nasıl uygulandığını ve karar süreçlerinin nasıl işlediğini yakından tanımak ciddi bir avantaj sağlıyor. Bu sayede kriz anlarında daha hızlı koordinasyon ve daha net çözümler üretilebilmektedir.

Türk P&I’ı uluslararası kulüplerden ayıran temel nokta, yerel uzmanlığı uluslararası standartlarla birleştiren yapısıdır. Ölçekten çok yakınlık, esneklik ve sahada var olma yaklaşımı öne çıkar. Armatörler için bu, uzaktan yönetilen bir sigortacıdan ziyade operasyonlarını bilen ve gerektiğinde yanında olan bir ortak anlamına gelmektedir.

Önümüzdeki dönemde denizcilik sigortacılığını en fazla etkileyecek risk başlıkları sizce hangileri olacak? Türk P&I bu dönüşüme nasıl hazırlanıyor?

Önümüzdeki dönemde çevresel riskler ve iklim kaynaklı etkiler öne çıkmaktadır. Aşırı hava olayları, değişen seyir koşulları ve sıkılaşan mevzuat, deniz kazalarının maliyetini ve etkisini artırıyor. Bunun yanında insan faktörü, mürettebat yetersizliği ve operasyonel problemler de önemli risk başlıkları olmaya devam etmektedir.

Dijitalleşme ve siber riskler ise sigortacılığın yeni gündem maddeleri arasında. Türk P&I bu dönüşüme reaktif değil, proaktif bir anlayışla hazırlanıyor. Sahadan gelen tecrübeleri ve hasar analizlerini yakından takip ederek teminat yapısını güncelliyor; sigortalılarını bilgilendiren ve önleyici yaklaşımı destekleyen bir rol üstleniyor. Bu sayede sigortacılık, değişen risklerle birlikte dönüşen bir yapıya kavuşuyor.

Deniz ve sigorta gündemini derinlemesine inceleyen kapsamlı dosyamıza buradan ulaşabilirsiniz:
🔗 https://denizgundem.com/deniz-gundem-subat-2026-denizin-yeni-dili-guvenlik-ve-sigorta/