Küresel deniz taşımacılığı sektörü, iki yıla yaklaşan yönlendirmelerin ardından Süveyş Kanalı’na temkinli bir dönüşü değerlendirirken, Kızıldeniz’de tırmanan askeri ve siyasi gerilimler bu sürecin yeniden askıya alınabileceğine işaret ediyor. Husilerin sert uyarıları ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırması, dünyanın en kritik deniz ticaret koridorlarından birinde güvenlik endişelerini yeniden gündeme taşıdı.
EOS Risk Group Danışmanlık Bölümü Başkanı Martin Kelly, Husi güçlerinin son günlerde propaganda faaliyetlerini belirgin şekilde artırdığına dikkat çekti. Kelly, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde ticari gemilere yönelik saldırıları gösteren yeni video görüntülerinin dolaşıma sokulduğunu, içeriklerin “yakında” ifadesiyle servis edilmesinin açık bir tehdit mesajı taşıdığını belirtti.
Kelly’e göre Husi yanlısı hesaplar, ABD ve İsrail’e karşı İran’la birlikte hareket edileceğini vurgulayan paylaşımları yoğunlaştırdı. Bu durum, bölgesel gerilimin askeri bir tırmanma ihtimaline yaklaştığına dair risk algısını güçlendiriyor.
Husilerin yeniden gündeme getirdiği saldırılar arasında, Marlin Luanda tankerine yönelik füze saldırısı da yer alıyor. 26 Ocak 2024’te Aden Körfezi’nde nafta taşıyan tankerde yangına yol açan saldırı, ABD, Fransa ve Hindistan deniz unsurlarının desteğiyle can kaybı yaşanmadan kontrol altına alınmıştı. Husiler saldırının sorumluluğunu üstlenmiş ve bunu Yemen’deki ABD-İngiltere operasyonlarına misilleme olarak nitelendirmişti.
Güvenlik risklerini artıran bir diğer gelişme ise ABD’nin Orta Doğu’daki askeri yığınağı oldu. USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve ona eşlik eden güdümlü füze destroyerlerinin ABD Merkez Komutanlığı kontrolünde bölgeye intikal ettiği bildirildi.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a doğru ilerleyen bir “donanmanın” varlığını doğrularken, bu gücü kullanmak zorunda kalmamayı umduğunu ifade etti. Pentagon ise savaş uçakları ve hava savunma sistemlerinin de Orta Doğu’ya sevk edildiğini ve caydırıcılık amaçlı askeri tatbikatlar yapılacağını açıkladı.
İran cephesinden gelen açıklamalar da tansiyonu düşürmekten uzak. Üst düzey bir İranlı yetkili, ülkeye yönelik herhangi bir saldırının “topyekûn savaş” olarak değerlendirileceği uyarısında bulundu.
Birleşik Arap Emirlikleri, olası bir çatışmaya doğrudan taraf olmamak için net bir duruş sergiledi. Abu Dabi yönetimi, hava sahası, toprakları ve karasularının İran’a karşı herhangi bir askeri harekât için kullanılmasına izin verilmeyeceğini açıkladı. Bu mesaj, bölgedeki askeri denge açısından dikkat çekici bir sinyal olarak değerlendiriliyor.

Artan güvenlik riski, büyük hat operatörlerinin Kızıldeniz’e dönüş planlarını da doğrudan etkiliyor. Maersk, iki yılı aşkın sürenin ardından Süveyş Kanalı’na yapısal bir dönüş başlattığını duyururken, CMA CGM güvenlik gerekçesiyle bazı seferlerini yeniden Ümit Burnu üzerinden yönlendirdi.
Xeneta Kıdemli Piyasa Analisti Destine Özüygur, ani rota değişikliklerinin tedarik zincirinde öngörülebilirliği zedeleyebileceğine dikkat çekerek, taşıyıcıların güvenlik kadar program istikrarını da dikkate almak zorunda olduğunu vurguladı.
Gelişmeler, Doğu Akdeniz üzerinden geçen ticaret hatları ve Türkiye’nin deniz ticareti açısından da yakından izleniyor. Süveyş Kanalı’nda yaşanacak olası yeni aksaklıkların, navlun maliyetleri ve transit süreler üzerinden Türk ihracatçılar ve armatörler üzerinde dolaylı baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Kızıldeniz krizi, Kasım 2023’te İran destekli Husi güçlerinin Galaxy Leader gemisini ele geçirmesiyle başlamış, o tarihten bu yana çok sayıda ticari gemi hedef alınmıştı. Gazze’de 2025 sonbaharında sağlanan ateşkes, bölgedeki trafiğin normalleşebileceğine dair umutları artırmış olsa da, son gelişmeler bu beklentileri yeniden zayıflatıyor.
Önümüzdeki haftalar, Süveyş Kanalı’nın yeniden ana ticaret rotası haline gelip gelmeyeceği ve Kızıldeniz’de kalıcı bir güvenlik ortamının sağlanıp sağlanamayacağı açısından belirleyici olacak.