Danimarka merkezli analiz firması Sea-Intelligence’ın son raporuna göre, küresel ticaretteki yapısal dengesizlikler nedeniyle denizlerde taşınan her üç konteynerden biri artık içi boş bir şekilde sevk ediliyor.
Küresel ticarette yaşanan arz-talep dengesizlikleri, deniz yolu lojistiğinde ciddi bir maliyet krizini tetikliyor. Danimarka merkezli denizcilik danışmanlık firması Sea-Intelligence tarafından yayımlanan son analiz, boş konteyner taşımacılığı hacminin tarihin en yüksek seviyelerine ulaştığını ortaya koydu.
Pandemi öncesinde dünyada taşınan her dört konteynerden biri boşken, günümüzde artan maliyetlere rağmen bu oranın her üç konteynerden birine yükseldiği açıklandı.
Rapora göre, konteyner kapasitesi ve katedilen mesafe (TEU-mil) bazında hesaplandığında, küresel deniz taşımacılığının yüzde 30’u artık boş kutuların yeniden konumlandırılmasından oluşuyor. Pandemi öncesinde yüzde 24 olan bu orandaki sert artış, lojistik operasyonlarındaki verimsizliği gözler önüne seriyor.

Veriler, 2019’un ilk çeyreğinden bu yana dolu konteyner sevkiyatları yalnızca yüzde 17 artarken, boş konteynerlerin taşınma hacminde yüzde 65 oranında çarpıcı bir büyüme kaydedildiğini gösteriyor. Uzmanlar, armatörlerin artık pandemi öncesine kıyasla mesafe bazında iki kat daha fazla boş konteyner taşımak zorunda kaldığını belirtiyor.
Sektörde giderek büyüyen bu yapısal sorunun temel nedeni olarak, coğrafi bölgeler arasındaki ticaret akışlarında yaşanan eşitsizlikler gösteriliyor. Talebin yoğun olduğu bölgelere boş ekipmanları ulaştırmak zorunda kalan taşıyıcılar, artan operasyonel maliyetleri doğrudan navlun fiyatlarına yansıtıyor.
Sea-Intelligence uzmanları, boş konteynerleri yeniden konumlandırma maliyetinin ana hat (head-haul) rotalarını kullanan ihracatçıların sırtına yükleneceği konusunda uyarıda bulunuyor. Dev gemilerle ve ağ optimizasyonu ile sağlanan lojistik verimlilik kazanımları, küresel ticaret dengesizliklerini yönetmenin yarattığı bu devasa maliyetler nedeniyle her geçen gün biraz daha eriyor.
Benzer haberler:
Okyanusa Düşen Konteynerler Tehdit mi, Yoksa Yeni Bir Yaşam Alanı mı?