ABD Sahil Güvenliği, Venezuela kıyılarında faaliyet gösteren ve uluslararası yaptırımlardan kaçınmak için kullanıldığı değerlendirilen SKIPPER adlı çok büyük petrol tankerine el koydu. Operasyon, İran petrolünün menşeinin gizlenmesi ve küresel piyasaya farklı kimlikle sunulmasını amaçlayan çok katmanlı kaçakçılık ağını hedef alan uzun soluklu soruşturmaların son halkası olarak görülüyor.
SKIPPER, geçmişte ADISA adı altında seyrediyor ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından 2022 yılında yayımlanan yaptırım kararında, İran Devrim Muhafızları Ordusu-Kudüs Gücü (IRGC-QF) ile Hizbullah’a maddi kaynak sağlayan uluslararası bir lojistik ağın parçası olarak tanımlanıyordu. ABD makamlarına göre geminin kontrol yapısı, çeşitli yargı bölgelerinde kurulmuş paravan şirketler üzerinden yönetiliyor, bu yapı operasyonları izlemeyi güçleştirmek amacıyla sık sık değiştiriliyordu.
ABD Hazine Bakanlığı’nın o dönemki açıklamalarında, ağın petrolün gerçek menşeini gizlemek için belge manipülasyonu, şirket isim değişiklikleri, sahte bayrak kullanımı ve gemi izleme sistemlerinin devre dışı bırakılması gibi yöntemlere başvurduğu vurgulandı. Bu faaliyetlerin, İran petrolünün uluslararası pazarda “farklı menşeli” gibi gösterilerek satışına olanak sağladığı belirtildi.
Soruşturma kapsamında adı geçen yapılanma; Marshall Adaları, Mauritius ve Singapur gibi bölgelerde kurulan şirketler aracılığıyla faaliyet gösteriyor, petrol sevkiyatının finansmanı ve lojistiği çok sayıda aktör arasında dağıtılarak izlenebilirlik azaltılıyordu. Ağ içinde yer aldığı belirtilen bazı isimlerin, petrol harmanlamadan sahte faturalandırmaya kadar farklı aşamalarda görev aldığı değerlendirilmişti.
Gemi ve diğer unsurların, AIS sinyallerini kapatma, sahte koordinat yayma ve bayrak değişiklikleri gibi uygulamaları düzenli olarak kullandığı biliniyordu. Bu yöntemler, yaptırım denetimlerini aşmak isteyen “gölge filo” operasyonlarında sık rastlanan risk göstergeleri arasında yer alıyor.
2005 yılında inşa edilen ve yaklaşık 2,2 milyon varillik kapasiteye sahip VLCC sınıfındaki SKIPPER’ın son dönem faaliyetleri de ABD makamlarının radarındaydı. Uydu görüntüleri ve izleme verilerine göre gemi:
Venezuela çevresindeki son rotasında ise:
Kpler’in risk analizlerinde SKIPPER, sahte bayrak taşıma, sinyal manipülasyonu ve yüksek riskli STS operasyonlarına katılma gibi göstergeler nedeniyle “yüksek riskli tanker” kategorisinde takip ediliyordu. Ayrıca geminin Guyana bayrağını usulsüz şekilde kullandığı, bu nedenle uluslararası kayıtlarda “devletsiz gemi” statüsüne düştüğü ifade edildi.
Bu el koyma kararı, 2019’dan beri yürürlükte olan yaptırım rejimi kapsamında Venezuela petrolüne yönelik ilk doğrudan müdahale olma niteliğini taşıyor. Aynı zamanda bölgedeki askeri hareketliliğin arttığı bir dönemde, yaptırımlardan kaçınma girişimlerine yönelik sertleşen tutumun göstergesi olarak yorumlanıyor.
Uzmanlara göre olay:
Sektör analistleri, bu gelişmenin yalnızca tek bir gemiye yönelik bir operasyon olmadığını; aynı zamanda küresel petrol ticaretinde şeffaflık, tedarik güvenliği ve uyumluluk gerekliliklerinin daha fazla ön plana çıkacağının sinyali olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, “geleneksel gözetim yöntemlerinin yerini uydu tabanlı analizler ve veri odaklı takip teknolojilerinin aldığı” yeni dönemin somut bir örneği olarak SKIPPER operasyonuna dikkat çekiyor.