enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Az Bulutlu
Pazartesi Açık
18°C
Salı Çok Bulutlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
13°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
14°C
Norden Ship Design House
Norden Ship Design House

Gerçek Savaş mı, Politik Gösteri mi? İran-İsrail Gerilimi Üzerine Bir Analiz

Gerçek Savaş mı, Politik Gösteri mi? İran-İsrail Gerilimi Üzerine Bir Analiz
maridec marina
guven
22.06.2025 09:50
A+
A-

Ortadoğu’nun kanla yazılmış senaryoları yeniden oynanıyor. Perde açılıyor, başrollerde yine aynı figürler: İran ve İsrail. Karşılıklı tehditler, füzeler, misillemeler… Ancak bu savaşın gerçek hedefi yalnızca düşmanı alt etmek değil. Asıl hedef, alkış almak. Evet, bu savaş sahneleniyor – ama seyirciden onay, güç, meşruiyet ve hatta sempati kapmak için.

Bu bir savaş değil; bir politik performans.

Deniz Gündem

Herkes Rolünde

İran, yıllardır “direniş cephesi”nin lideri olma iddiasında. İsrail ise “varoluş tehdidi” söylemini sürekli güncel tutuyor. Her çatışma sahnesinde roller aynı: biri mazlum, diğeri mağdur ya da kahraman. İç politikada yaşanan baskı, ekonomik kriz, yolsuzluk ve halk memnuniyetsizliği; dış tehdit algısıyla bastırılmaya çalışılıyor. Savaş ortamı, halkı susturmak için kullanılan bir sahne arkası perdesine dönüşüyor.

Alkış da burada devreye giriyor. Halkın korkusu, milliyetçi duygularla yönlendiriliyor; sosyal medya propagandası, haber görselleri, liderlerin sert açıklamaları… Hepsi bir “etki yaratma sanatı”na hizmet ediyor. Sahnede patlayan bombalar kadar, ekranlarda patlayan manşetler de önemli.

“Alkış” Ne Sağlar?

Alkış, sadece bir onay değildir; bir güç kaynağıdır. Uluslararası arenada meşruiyet sağlar. Liderlere içeride siyasi kredi kazandırır. Savaşın toplumlar nezdindeki etik sorgulaması, alkışlarla bastırılır.

İran halkı, ekonomik kriz ve baskı ortamına rağmen “dış düşman” söylemiyle bir araya getirilir. İsrail’de ise siyasi istikrarsızlık dönemlerinde her zaman güvenlik politikaları öne çıkar. Düşman, liderleri güçlü gösterir. Saldırı, zayıflığı örter. Ve her bomba, alkış bekler.

Ama Ya Alkış Gelmezse?

İşte bu noktada hikâye bozulur. Çünkü modern dünyada seyirciler artık uyanıyor. Gerçeği sahnede değil, kuliste arıyor. Propagandanın gölgesinde yaşanan sivil ölümleri, yıkılan hastaneler, öksüz kalan çocuklar… İnsanlık vicdanı alkışlamıyor artık. Salondan çıkanlar, sorgulayanlar, taraf olmayanlar artıyor.

Ve politik tiyatronun en büyük riski şudur: Eğer alkış gelmezse, perde erken kapanır.

Son Söz: Sahici Barış, Sahne Dışı Bir Umut

İran ve İsrail arasındaki gerilim, gerçek bir çatışmadan öte, halkların acıları üzerinden yazılmış bir gösteri olabilir. Bu gösteri, ancak halklar alkışlamayı bıraktığında biter. Gerçek barış, sahnelenemez; inşa edilir.

Çünkü bir savaş alkış için oynanıyorsa, barış sessizlikte büyür.