ABD yönetimi, denizcilik sektörünün emisyon hedeflerini belirleyen Net Sıfır Çerçevesi’ni tamamen ortadan kaldırmak için harekete geçti. Küresel denizcilikte gözler, farklı çözüm arayışındaki Japonya ve Çin’e çevrildi.
Geçtiğimiz yılın ekim ayında Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) üye devletlerinin bir yıl erteleme kararı aldığı Net Sıfır Çerçevesi, şimdiye kadarki en büyük sınavını veriyor. Trump yönetimi, küresel denizcilik sektörünün 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma yolundaki omurgasını oluşturacak olan bu çerçeveyi tamamen iptal etmek için resmi girişimlere başladı.
ABD’nin bu ay IMO’ya sunduğu resmi belge, çerçevenin denizcilik endüstrisi ve küresel tüketiciler için büyük bir tehdit oluşturduğunu savunuyor. ABD delegasyonu, çerçeveyi IMO’yu bir “küresel iklim bankasına” dönüştürecek kusurlu bir yaklaşım olarak nitelendiriyor. LNG, nükleer ve geleneksel yakıtların kullanımını koruyan, tüm enerjilere açık bir sistem talep eden Washington, öngörülen Mart 2027 yürürlük tarihinin artık hukuken imkansız olduğunu belirtiyor.

ABD anlaşmayı çöpe atmak isterken, dünyanın en büyük üçüncü armatör ülkesi Japonya uzlaşma arayışında. Küresel bir karbon vergisi konusundaki derin görüş ayrılıklarını kabul eden Tokyo yönetimi, zorunlu ödemelerin kaldırılmasını öneriyor. Bunun yerine gemilerin Sera Gazı Yakıt Yoğunluğu (GFI) açıklarını, piyasada işlem gören İhtiyaç Fazlası Birimler (SU) aracılığıyla dengelediği yeni bir sistem öne sürüyor.
Dünyanın en büyük armatör ülkesi Çin ise gelecekteki yakıt düzenlemelerini destekleyecek teknik detaylara odaklanmış durumda. Pekin, e-yakıtlar için ayrımcı bulduğu emisyon hesaplama yöntemlerine karşı çıkıyor. Aynı zamanda adil rekabet ortamı için gemi içi karbon yakalama ve depolama (OCCS) sistemlerinin varsayılan emisyon değerlerinden dışlanmamasını talep ediyor.
IMO Genel Sekreteri Arsenio Dominguez ise, ekim ayındaki toplantı öncesi çerçevenin dilini yumuşatmak için üye devletlerle mekik dokumaya devam ediyor. Dominguez, Yeni Yıl mesajında 2026’nın planlardan somut eylemlere ve ölçülebilir ilerlemeye geçilen bir “uygulama yılı” olacağına söz veriyor.
Benzer haberler: