Park Denizcilik ve Hopa Liman İşl. A.Ş. Genel Müdürü Meriç Burçin Özer, üç yanı denizlerle çevrili, İstanbul ve Çanakkale gibi denizcilik sektörünün iki önemli boğazının sahibi Türkiye’nin liman işletmelerinin mevcut durumunu ve gereksinimlerini Deniz Gündem için anlattı…

Türkiye’de limancılık sektörü özelinde mevcut durum değerlendirilmesi sizce nasıl özetlenebilir?
Ülkemizde toplam 105 adet kıyı tesisinde genel kargo ve/veya kuru dökme yük hizmeti veren, işletme izin belgesine sahip liman işletmeleri bulunmaktadır. Toplam elleçlenen yük tonajı dikkate alındığında sıvı dökme yüke hizmet veren şamandıra ve dolfen tipi kıyı tesisleri hariç tutulduğunda liman sayısı olarak genel kargo elleçleyen liman işletmeleri en büyük tonaja sahip liman işletmelerini oluşturmaktadır.
Ulaştırma Bakanlığı 2023 ve 2024 yılı verilerine baktığımızda, 2023 yılında Türkiye’de elleçlenen genel kargo ve dökme kuru yük tonajı 208 milyon 579 bin 217 ton olarak kayıtlara geçmiş olup, bu tonaj 2024 yılına göre %2,7 artış ile 214 milyon 296 bin 763 ton olarak gerçekleşmiştir. 2024 yılı bildiğimiz gibi tüm dünyada ve bölgemizde sıcak çatışma altında risk ve tehditlerle dolu bir şekilde geçmiştir. 2025 yılında ise Eylül ayı sonu itibarıyla baktığımızda Türkiye’de elleçlenen genel kargo ve dökme kuru yük tonajı 168 milyon 165 bin 959 ton olarak gerçekleşmiştir ki, burada kanımca altı çizilmesi gereken nokta, 2024 yılı Eylül ayına kadar olan dönemde 159 milyon 541 bin 472 ton olarak kayıtlara geçen miktarla kıyaslandığında yaşanan %5’in üzerindeki artıştır. Diğer bir ifadeyle hem yük toplamı hem de yük artış oranında bir yükselme görülmüştür.
Karşılaştırmayı son ikişer yıllık süreç üzerinden yaptığımızda; yani, 2023-2024 ile 2024-2025 yıllarının ilk 9 ayı üzerinden konuya yaklaştığımızda da hem yük toplamında hem de yük artış oranında bir yükselme görülmüştür ve söz konusu bu rakamların ışığında sektöre bakıldığında, Türkiye’de elleçlenen toplam genel kargo ve dökme yük tonajının ve artış hızındaki yükselişin ileriye yönelik beklentileri olumlu olarak etkilediği açıktır.

Limancılık sektörü için çözüm önerilerini nasıl gruplayabiliriz?
Limancılık sektörünün teşvik ve yatırım ihtiyaçları bulunmaktadır. Limancılık sektöründe yeni liman yatırımları için uygun yer olmaması, yatırım için gerekli olan yasal izin sürecinin uzun olması, ilk yatırım ve işletme maliyetlerinin yüksek olması, kamuya ödenen hasılat payı, nispi bedel, ecrimisil ve kira tutarlarının yüksek olması, yatırım finansmanı bulma zorluğu ve uzun amortisman süresi limancılık sektöründe yapılması planlanan yatırımları olumsuz etkilemektedir. Bu sorunların çözümü için liman yatırımlarının stratejik yatırım kapsamına alınması, faiz desteği ve hibe teşvikleri verilmesi, vergi indirimleri ve liman hizmetlerinin hizmet ihracatı olarak değerlendirilerek ek teşvik verilmesi gerekmektedir.
Liman alanları genişletilmeli ve liman kullanım sözleşmeleri yenilenerek uzatılmalıdır. Limanların genişlemeye uygun arazileri olmaması ve kıyı bölgelerinde bulunan yoğun yapılaşma, imar planı sorunları nedeniyle deniz dolgusu ve kiralama yöntemleri hem bürokratik engeller hem de %1 ve %15 arasında değişen hasılat payı adı altında alınan yıllık kira bedelleri sektör için çok büyük bir yük oluşturmaktadır. Bu konu hakkında çözüm önerileri; kullanım sözleşmelerinin 49 yıla kadar uzatılarak tüm limanlarda standart olması, hasılat paylarının tüm limanlar için %1 olarak sabitlenmesi, liman dolgusu veya liman alanları genişletilmesine yönelik imar düzenlemeleri yapılmasıdır. Limanların demiryolu ve lojistik bağlantılarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye’deki limanların büyük kısmı karayoluna bağımlıdır. Bu nedenle limanlarımız uluslararası düzeyde diğer limanlar ile rekabet edememekte, elleçleme ve lojistik maliyetleri artmaktadır. Bu durum aynı zamanda karbon emisyonu nedeni ile ülkemizi negatif etkilemektedir. Bu konu, ulaştırma sektörümüzün ana hedeflerinden biri olmalıdır. Bu sorunun çözülmesi için limanlara demiryolu bağlantısı sağlanmalı, sanayi ve lojistik bölgelerine özel master imar planları yapılmalıdır. Türkiye’de liman yönetim modeli eksikliği ve mevzuat sorunları bulunmaktadır. Dünya’da ve Türkiye’de liman yönetim modeli farklı uygulanmaktadır. Yurtdışında birçok ülkede liman yönetim modeli olarak “Liman Otoritesi“ modeli kullanılmaktadır. Fakat ülkemize baktığımızda limanların büyük bir bölümü özel sektör tarafından kendi içinde de farklı uygulamalar ile işletilmektedir. Limanların daha esnek, daha hızlı ve verimli işletilmesi için Türkiye’ye özel standart bir liman yönetim modeli geliştirilmesi gerekmektedir. Yeşil dönüşüm ve yenilebilir enerji kullanımı sektörümüzün geleceğini belirleyecektir. Ancak limanların güneş enerjisi santralı (GES) kurmak için yeterli çatı alanları, rüzgâr enerjisi santrali yatırımı (RES) için lisanslı ve lisansız üreticilere farklı uygulamalar yapılmaktadır. Bu konuda limanlara yenilenebilir enerji teşvikleri sağlanmalı, orman arazilerinde lisanslı veya lisansız RES kurmak için eşit haklar verilmeli, limanlara yanaşan gemilere elektrik verilmesi için (gemilere kıyıdan elektrik gücü sağlanarak, limana yanaştıkları sırada dizel yardımcı jeneratörlerini kapatmalarına) olanak tanıyan (Cold Ironing) yatırımlar devlet tarafından desteklenmelidir.
Kaynak: TÜRKLİM, Türkiye Limancılık Sektörü 2025 Raporu; Dr. Ersel Zafer ORAL, Prof. Dr. Soner
ESMER