Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Deniz İşçi Örgütleri’nin verilerine göre, 2024 yılı boyunca 230 gemide ciddi bir dram yaşandı. 3.000’den fazla denizci, maaşları ödenmeden, yiyeceksiz ve susuz şekilde gemilerde aylarca mahsur bırakıldı. Bu gemilerin çoğu; Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Suudi Arabistan limanlarından raporlandı. Gemi sahipleri için uygulanan yaptırımların yetersiz olması, mürettebatı “kolayca terk edilebilir” hale getiriyor. Armatörler, denetimden kaçmak için Panama, Liberya, Marshall Adaları gibi ülkelerin “kolay bayrak” sistemini kullanıyor ve bu da ciddi hukuki boşluklar doğuruyor. Ekonomik sıkıntı bahanesiyle gemi sahipleri, hem maaş ödemelerini durduruyor hem de mürettebatın temel ihtiyaçlarını karşılamıyor.

Limanlara demirleyen bu gemilerde yakıt bitiyor, yiyecek azalıyor, içme suyu tükeniyor. Bazı denizciler, ülkelerin katı göç ve sağlık prosedürleri nedeniyle gemiden inemiyor. Bir denizci raporda şöyle diyor: “6 aydır maaş yok, ailemle iletişim kuramıyorum. Gemi bizim evimiz değil; ama mezarımız olabilir.” ILO’nun 2006 Denizcilik Çalışma Sözleşmesi, armatörleri; maaş ödemek, yiyecek ve su temin etmek, mürettebatın güvenliğini sağlamak gibi yükümlülüklere bağlıyor. Ancak bu kurallar, denetim eksikliği yüzünden çoğu zaman kağıt üzerinde kalıyor.
Türkiye, hem bayrak devleti hem de liman devleti olarak kritik bir rolde. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, “terk edilen gemiler” için özel bir denetim mekanizması kurmayı ve limanlarda acil müdahale planları oluşturmayı gündemine aldı. 2024 yılında 230 gemi “terk edilmiş” statüsünde kaydedildi ve 3.000’den fazla denizci aylarca maaşsız, yiyeceksiz, susuz gemide bekledi. En fazla vaka bildirilen ülkeler arasında Türkiye, BAE, Mısır ve Suudi Arabistan bulunuyor.
Bu kriz; uluslararası denizcilik sektörü, armatörler ve bayrak devletlerinin ortak sorumluluğunda. Daha sıkı denetim, ağır yaptırımlar, limanlarda hızlı müdahale ekipleri ve şeffaf raporlama, denizlerdeki bu dramı sona erdirmek için şart.