enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,8544
EURO
52,9003
ALTIN
6.914,94
BIST
14.201,05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Çok Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
15°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C
Pazartesi Az Bulutlu
17°C
Salı Çok Bulutlu
19°C
Norden Ship Design House
Norden Ship Design House

Ocean Voyager ile Deniz Elektroniğinde Yerli Üretimin Yükselişi

Sivil denizcilikte ithalata bağımlı yapıya; yerli mühendislik, küresel servis ağı ve yüksek güvenilirlik odaklı sistemlerle alternatif üreten Ocean Voyager, sektörün parlayan yıldızı olmaya devam ediyor. Şirketin stratejik rotasını ve deniz elektroniğindeki yerli üretim hamlesini Genel Müdür Recep Şenyiğit’ten dinledik.

Ocean Voyager ile Deniz Elektroniğinde Yerli Üretimin Yükselişi
maridec marina
guven
10.04.2026 09:45
A+
A-

Deniz lojistiğinin 7 gün 24 saat kesintisiz devam eden zorlu operasyonlarında, gemi üzerindeki veri kayıt ve seyir destek sistemlerinin güvenilirliği hayati önem taşıyor. Bu ihtiyaca en hızlı ve entegre çözümleri sunmak amacıyla kurulan Ocean Voyager, kaliteyi rekabetçi bir yapıyla harmanlayarak Türk gemi yan sanayinin gücünü kanıtlıyor.

Ocean Voyager Genel Müdürü Recep Şenyiğit

Deniz Gündem olarak; regülasyonlara tam uyumlu ürünleri, kesintisiz servis ağı ve müşteri odaklı yaklaşımıyla sektörün parlayan yıldızı olan Ocean Voyager’ın ürün geliştirme süreçlerini ve geleceğe dair stratejik rotasını, Şirket Genel Müdürü Recep Şenyiğit ile tüm detaylarıyla ele aldık.

Deniz Gündem

Ocean Voyager’ı kısaca tanıtabilir misiniz? Şirketiniz hangi ihtiyaçtan doğdu ve bugün gemi yan sanayinde kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?


Ocean Voyager, aslında uzun yıllardır deniz sektöründe faaliyet gösteren, deniz alanını ve gemileri çok iyi bilen firma sahibi ve uzman kadronun, millî ve yerli sistemler üretmek amacıyla 2020 yılında kurduğu bir firmadır. Ülkemizde her ne kadar savunma sanayi alanında Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinde bulunan çok sayıda firma olsa da sivil denizcilik alanı büyük ölçüde boş bırakılmış, gemilerin köprüüstünde bulunan elektronik cihazların neredeyse tamamı ithal edilmiştir.

Ocean Voyager olarak bu boşluğu gördük ve beşerî sermayeyi millî kazanıma dönüştürmek istedik. Kuruluşumuzdan günümüze kadar geçen süre içinde deniz elektroniği üretimi kapsamında öncü olduğumuzu söyleyebiliriz. Halihazırda Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB) tarafından organize edilen ihracat sıralamasında, Gemi Yan Sanayi alanında 2024 ve 2025 yıllarında ilk üçe girerek ihracat ödüllerine layık görülmemiz, alanımızda istikrarlı bir şekilde ilerlediğimizin en güzel göstergesi olmuştur.

Ocean Voyager


Küresel bir marka olabilmek için sağlam bir altyapı ve lokal partnerler, büyümenin en önemli sacayakları olduğundan, süreç içerisinde dünyanın hemen her bölgesinde yüze yakın bayilik ağı oluşturarak sağlam ve kesintisiz bir hizmet altyapısı inşa ettik. Bu sayede dünyanın herhangi bir noktasında her an “biz de varız” diyebiliyoruz.

Sistemleri üretirken ihtiyaç duyulan ve yüksek mühendislik çalışması gerektiren bazı test yöntemlerini de geliştirerek hem kendi sistemlerimize hem de piyasada bu testlere ihtiyaç duyan diğer firmalara destek sağlıyoruz. Bu testler; Compass Safe Distance Testi, Shipborne Display Testleri ve Speech Transmission Index Testleridir. Halihazırda yaklaşık 2000 metrekarelik kapalı alana sahip Ar-Ge ve üretim merkezimizde üretim ve test hatlarımız, Ar-Ge ve laboratuvar alanlarımız ile PCB dizgi hatlarımızın her biri ayrı bölgelerde, birbirinden bağımsız şekilde nitelikli personel ile donatılmış durumdadır.

Faaliyet alanınızı gemi yan sanayi perspektifinden nasıl tarif edersiniz? Özellikle VDR, S-VDR ve Speed log gibi ürünleriniz, gemi inşa ve donatım süreçlerinde hangi ihtiyaca cevap veriyor?


Son çeyrek asır, dünya denizciliği için altın çağ olmuştur. Artan nüfusa ve beraberinde getirdiği taleplere istinaden deniz lojistiği durmaksızın devam etmekte olup, 7/24 yaşayan bir organizmayı meydana getirmektedir. Denizcilikten beklenen bu hızlı ve süreklilik arz eden yaklaşım, beraberinde yoğun bir deniz trafiği ve yorgunluğa bağlı olarak artan personel hatalarını da ortaya çıkarmıştır; bu durum analiz ve raporlarda da belirtilmektedir. Olumsuzluk teşkil eden bu zaafiyetleri önlemek için birçok farklı yöntem değerlendirilmektedir.

Bir geminin güvenli bir şekilde seyir icra etmesinin en önemli bileşenlerinin başında, köprüüstü seyir yardımcı sistemlerinin ve haberleşme cihazlarının sağlam ve güvenilir olması gelmektedir. Bunun sağlanması için öncelikle ürünü meydana getiren bileşenlerin kaliteli olması ve değişen regülasyonlara zamanında cevap vermesi gerekmektedir.


Ocean Voyager olarak misyonumuz; kaliteli sistemler, kullanıcı dostu yazılımlar, regülasyon değişikliklerini en hızlı şekilde uygulamak ve kesintisiz destek sunmaktır. VDR, S-VDR ve non-SOLAS yapıda olan L-VDR sistemlerimiz, kesintisiz kayıt özelliğiyle başta eğitimsel faktörler olmak üzere kaza, çarpışma gibi durumlarda en sık kullanılan cihazlar olarak denizcilik sektöründe öne çıkmaktadır.

Kuruluş amacımız, gemilerde kullanılan tüm elektronik cihaz ve sistemleri geliştirmek ve üretmek olduğu için hem sıfır inşalarda hem de retrofit kapsamında monte edilebilecek durumlara göre tasarım yapıyoruz. Ayrıca birçok kurumun talebine göre özel isterli sistemler de geliştirip müşteriye teslim ediyoruz.

Türkiye’de denizcilik elektroniği tarafında yerli üretim yapmak size nasıl bir avantaj ve sorumluluk yüklüyor? Yerli mühendislik ve üretimin sektöre katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?


Öncelikli olarak şunu belirtmek gerekir ki VDR gibi zor bir sistemi tamamen yerli imkânlarla tasarlayıp meydana getirmek ve ardından dünyanın her noktasına ihracat yapmak oldukça zorlu bir süreçtir. Bir yandan yüz yıllık markaların sahip olduğu know-how ve kalite ile yarışırken, diğer yandan Uzak Doğu markalarının rekabetçi fiyatlarıyla mücadele etmek üretim sürecini daha karmaşık ve zor bir duruma sokmaktadır.

Biz markamızla faaliyetlerimize başlarken düşük kâr ile kaliteli ürün politikası izleyerek ilk yıllarımızda markanın tanınırlığı ve güvenilirliği üzerinde durduk. Öncelikli olarak markamızı küresel arenada tanınan ve güvenilen bir sembol hâline getirmeye çalıştık. Bunu da başardığımızı söylersek mübalağa etmiş olmayız. Bu kapsamda alanımızda öncü olduğumuz söylenebilir.


Türkiye’de yıllardır ithal ürünler temin edilerek gemi sektörünün ihtiyaçları giderilmiştir. İthalatçılık, aslında para kazanma yolları arasında en kolayı olup ulusal bilgi birikimine katkısı olmayan bir seçenektir. Ocean Voyager olarak Ar-Ge ve üretim tarafında yer alarak, bünyemizde daha yoğun mühendis ve teknisyen istihdamı sağlıyor; üretim hevesinde olan her birey için kapılarımızı açıyoruz. Bir nevi beyin göçünü durdurmak için nitelikli işgücünü bünyemize katıyoruz.

Yerli üretim yapmanın bize sağladığı en önemli katkının “üretimde özgürlük” olduğunu söylemek daha doğru bir tanım olacaktır. Bu husus ise sektörün bizden beklentisinin artmasına neden olmuş ve üreteceğimiz her cihazın alıcı kitlesini şimdiden oluşturmuştur.


VDR sistemlerini üreten firmaların menşeine bakıldığında toplamda 5-6 ülkede yer aldıklarını görmekteyiz. Bu durum, küresel markaların piyasayı domine etmelerine ve fiyat politikaları konusunda hegemonya kurmalarına neden olmuştur. Ocean Voyager olarak mevcut cihazlarımızla bu hegemonyayı yıktığımıza inanıyoruz.

Bir gemi üzerindeki veri kayıt ve seyir destek sistemlerinde armatörler ve tersaneler bugün en çok hangi kriterlere bakıyor? Fiyat, güvenilirlik, servis, sertifikasyon ve teslim süresi gibi başlıklarda sizce öncelikler nasıl şekilleniyor?


Armatörler ve tersaneler gibi alıcı kitlelerin üzerinde ilk durduğu konu fiyat ve kalitedir. Bazı alıcı kitleler ürünlerin yerliliğine destek olmak maksadıyla tercih yaparken, bazıları da öncelikli olarak sorunsuz bir sisteme sahip olmak istemektedir. Yerli bir firmayı desteklemek amacıyla da olsa hiç kimse denizin ortasında çaresiz kalmak istemez. Diğer bir beklenti ise regülasyonlara uygunluktur. Değişen şartlara bağlı olarak cihaz ve sistemlerde hem donanımsal hem de yazılımsal değişiklikler gerekmektedir.

Gemilerdeki teknoloji seviyesi arttıkça sistemler entegre bir yapıya doğru evrilmekte, bu da ilgili regülasyonlarda revizyonları beraberinde getirmektedir. Daha eski yıllarda alıcı kitle, markanın bilinirliğine göre istenilen fiyatları ödemekte tereddüt etmezken; bugün fiyat-performans ürünü olan, dünyanın her yerinde servis desteği sunabilen güvenilir markalar da hızlı bir şekilde sahada yerini almaktadır.

Ocean Voyager’ın ürün geliştirme yaklaşımında hangi başlıklar öne çıkıyor? Dayanıklılık, kullanım kolaylığı, bakım ihtiyacı, entegrasyon kabiliyeti ve satış sonrası destek gibi konularda nasıl bir politika izliyorsunuz?


Bir sistem üretme kararı verilirken öncelikle sahada karşılığının olup olmadığı analiz edilmelidir. Yoğun emek harcanıp ortaya çıkarılan rastgele bir ürün, hedef kitlenin ihtiyacını karşılamıyorsa ve ilgili ürüne pazarda talep az ya da hiç yoksa öncelik yanlış verilmiş demektir. Her ne kadar bir geminin köprüüstünde bulunan tüm sistemleri üretme planımız olsa da bunu önceliklendirmemiz gerekmektedir. Ocean Voyager olarak hem bu analizi çok iyi yapmaya çalışıyor hem de hedef ülke pazarlarını bölgelere fiilen giderek yerinde değerlendiriyoruz.

Ocean Voyager


Deniz elektroniği alanında uzun yıllardır elde ettiğimiz bilgi birikimini geliştirdiğimiz sistemlere doğrudan yansıtıyoruz. Bizim ilk prensibimiz dayanıklılıktır. Tercih ettiğimiz ara bileşenler ve elektronik kart komponentlerinin tamamı, dünya çapında bilinirliği ve test raporları olan ürünlerdir. Amiyane tabirle “merdiven altı” hiçbir bileşeni ürünlerimizde kullanmıyoruz. Bu durum her ne kadar üretim maliyetlerimizi artırsa da küresel bir marka olmamızı sağlayan en önemli faktörlerin başında gelmektedir.


Yaklaşık 5 yıldır hem iç piyasaya hem de ihracat kapsamında yurtdışına gönderdiğimiz sistemler 7/24 çalışmaktadır ve şimdiye kadar donanımsal hiçbir sorunla karşılaşmadık. Bu durum da aldığımız kararın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Nihayetinde, “bir ürünün reklamını en iyi yine kendisi yapar” felsefesini savunuyoruz. Sahada kazandığımız bu bilgi ve know-how ile kullanıcı dostu donanım ve yazılım geliştirdiğimizi düşünüyoruz.

Sistemlerimize gösterdiğimiz titizlik sayesinde yıllık bakım ihtiyacı yeterli olmaktadır. Sistemlerimizi sürekli olarak son regülasyonlara göre revize ettiğimiz için mevcut yapılara entegrasyonu da kolaylıkla sağlanmaktadır. Hatta güncellik açısından dünyanın köklü markalarının birçoğundan daha önde olduğumuzu söylemek yanlış olmayacaktır. Mühendis ve teknisyenlerden oluşan güçlü teknik ekibimizle 7/24 destek sağlayarak müşterilerimizin anlık ihtiyaçlarını yanıtsız bırakmıyoruz.

Tersaneler, donatım firmaları ve armatörlerle çalışma pratiğinizde en sık karşılaştığınız beklenti veya sorunlar neler oluyor? Siz bu taleplere nasıl çözüm üretiyorsunuz?


Bizden beklenen ve en sık karşılaşılan durumlar arasında, kaza geçiren ya da batan bir gemideki sistemimizden verilerin tarafımızca kontrollü bir şekilde elde edilmesi ve ilgili makamlara sunulması için hazırlık yapılması yer almaktadır. Esasında bu süreç için yöntemler belli olsa da yine de veri kaybı olabilir hissiyatıyla bize ulaşılmaktadır. Biz de bu taleplere destek veriyoruz. Diğer bir husus ise alıcı kitlenin regülasyonları tam olarak bilmemesinden kaynaklanan bilgi kirliliğidir.

Biz üretici olarak regülasyonlara ait dokümanları ve standartları sürekli takip ederek cihazlarımızı da buna göre geliştiriyoruz. Sertifika süreçlerimiz MED kapsamında yürütüldüğü için regülasyonlara tamamen bağlı kalıyoruz. Bu hususta çok sayıda bilgilendirme e-postası göndermek durumunda kalıyoruz. Şunu da biliyoruz ki rekabetin yoğun olduğu denizcilik sektöründe hızlı ve bilgili bir biçimde geri dönüş yapamazsak, küresel bir marka olma yolunda tökezlemek zorunda kalabiliriz.

Gemi yan sanayinde dijitalleşme, veri takibi ve emniyet odaklı çözümler giderek daha fazla konuşuluyor. Sizce önümüzdeki dönemde deniz elektroniği tarafında hangi eğilimler belirleyici olacak?


Gemilerin çok eski yıllarda takip edilmesi zordu. Teknolojik yetersizlik, uydu haberleşmelerinin çok pahalı oluşu ve karasal istasyonların teknolojik gelişimlerinin yavaşlığı nedeniyle canlı veri akışı neredeyse yoktu ve takip sistemi çok sınırlıydı.

Denizciliğe olan taleple birlikte teknolojik gelişmeler büyük bir ivme kazanmış, çok sayıda üretici firmanın bu sektöre ilgisi artmış, daha hızlı çözümler geliştirilmiş ve geliştirilmeye de devam edilmektedir. Sadece denizcilik sektöründe değil, diğer tüm sektörlerde de yoğun bir dijital dönüşüm yaşanmakta; özellikle veri takibi, veri kayıt ve depolama, uzaktan erişim modelleri, siber güvenlik ve yapay zekâ destekli yönetim biçimleri armatörler tarafından tercih edilmeye başlanmaktadır.


Yoğun deniz trafiği ve artan seyir şartlarından kaynaklanabilecek olumsuz durumların gemi ve personel üzerinde oluşturabileceği zafiyetleri ortadan kaldırmak ya da minimize etmek için emniyete yönelik cihaz ve sistem geliştirilmesi hayati önem arz etmektedir. Bu değişime ayak uyduramayan ve sehven de olsa bunu görmezden gelen her firma sektörden yavaş yavaş çekilmek zorunda kalacaktır. IMO regülasyonları dahi bu hıza ayak uydurmakta zorlanmaktadır.


Denizlerdeki gemi sayısının artmasıyla taşımacılık anlamında yoğun bir rekabet başlamış ve buna bağlı olarak fiyat politikalarında aşağı yönlü kırılımlar yaşanmıştır. Nitekim “bir zincir, en zayıf halkası kadar güçlüdür” felsefesinden yola çıkılarak herkesin kendine pay çıkarması gerekmektedir. Deniz lojistik alanının sürdürülebilir olması için biz firmalara da önemli görevler düşmektedir. Bu çatıyı oluşturan tersaneler, armatörler, yan sanayi üreticileri, hizmet sağlayıcıları ve sektöre hizmet eden diğer tüm oluşumlar birbiriyle müşterek ve ahenkli bir biçimde hareket etmelidir.

Parçalardan biri kalitesini, güvenilirliğini ve fiyat politikasını olumsuz biçimde bozarsa bu yapıda yıpranmalar meydana gelecektir. Bu eğilimlere sadık kalan ve istikrarını kaybetmeyen firmalarla çalışmayı sürdürmek en rasyonel karar olacaktır.

Önümüzdeki döneme ilişkin hedefleriniz neler? Yeni ürün geliştirme, ihracat, tersanelerle işbirlikleri ve Türk gemi yan sanayindeki yerinizi büyütme konusunda nasıl bir yol haritanız var?nız var?


Halihazırda VDR DR-100, S-VDR DR-100S, L-VDR DR-100L (non-SOLAS), Bearing Repeater Compass HDG-100, Digital Bearing Compass Repeater HDG-360 (non-SOLAS) ve Speed and Distance Repeater SPD-40 (non-SOLAS) satılmakta olan ürünlerimiz arasında yer almaktadır. Fabrika testleri devam eden Speed and Distance Measuring Equipment OVM-300, GNSS Navigator OVM-400, NAVTEX Receiver NTX-565 ve ECDIS ED-2026 da çok yakın bir zamanda piyasaya sunulacaktır. Devam eden Ar-Ge çalışmalarımız AIS, BNWAS, anemometer, echo sounder, EPIRB ve SART cihazlarıdır.


Şu anda dünyada yüze yakın bayimiz mevcut olup sahada bizi en iyi şekilde temsil etmektedir. Geliştirdiğimiz ürünler için müşteri portföyümüz de bu sayede genişlemektedir. Yakın zamandaki planlarımız arasında birçok ülkede şubeleşmek yer almaktadır. Bizim için kritik görülen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Singapur, Hollanda, Güney Afrika, İtalya, Brezilya ve Kanada, şubeleşmeyi tercih ettiğimiz ilk lokasyonlar olacaktır. Bu kapsamda Ticaret Bakanlığı ile görüşmelerimiz devam etmektedir.

Ocean Voyager


Bazı kritik bölgelerde ise üretim tesisi kurarak denizaşırı bölgelerde tam anlamıyla güçlü olmak ve çevre ülkeleri oradan desteklemek istiyoruz. Üretim tesisi kurulması kapsamında hem ABD hem de Hindistan’daki eyalet temsilcileri ve resmî makamlarla görüşmelerimiz devam etmektedir. Ülkemizde ise tanıtım filmleri, toplantılar, fuarlar ve lansmanlarla tersanelere ve armatör firmalara güncel durumlarla ilgili sunumlar yapıyor, ulusal farkındalığı artırmayı hedefleyen organizasyonlar gerçekleştiriyoruz. Türk malının gücünü kalitesi ve güvenilirliğiyle ortaya koyarak firmamızı büyütmeyi arzu ediyoruz.


Sivil denizcilikteki hedeflerimize adım adım ilerlerken diğer yandan da yüzümüzü savunma sanayine dönerek kurumsal bilgimizi ulusal kazanımlara çevirmeye çalışıyoruz. Savunma ve havacılık fuarlarına katılarak işbirliği yaptığımız firmalar ve kurumlarla stratejik anlaşmalar gerçekleştiriyoruz. Halihazırda STM, Roketsan, MSB ve TUSAŞ için savunma odaklı projelerimiz devam etmektedir. Savunma sanayi alanındaki bazı projelerimiz hayata geçirilmiş olup Türk Donanması’na teslimleri de yapılmıştır. Kıyı Emniyeti ve TPAO gibi ülkemizin resmî kurumlarının ihtiyaçlarına istinaden çok sayıda cihaz ve sistem de geliştirilerek ilgili kurumlara zaman içerisinde teslim edilmiştir.

Ocean Voyager


Ürünlerimiz Yerli Malı belgelerine sahip olduğu için piyasadan tamamlayıcı ek bileşen tercih ederken öncelikli olarak ürüne ait yerlilik oranını sorgulamaktayız. Bu sayede yerlilik ve millilik oranımızı mümkün olduğunca yükseltmeye çalışıyoruz. Buradaki asıl amacımız, yerli donanım üreten üreticilerimizi desteklemek ve teşvik etmektir. Bu sayede ülkemize katma değer sağlanacağının da bilincindeyiz.

Gemi yan sanayini derinlemesine inceleyen kapsamlı dosyamıza buradan ulaşabilirsiniz:
🔗 https://denizgundem.com/deniz-gundem-nisan-2026-sayisi-yayinda/