ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmalar, küresel deniz ticaretini maliyetli kırmızı ışıklar ve dolambaçlı rotalarla dolu bir denize hapsetti. Ticaret verileri, krizin hafiflemeden önce çok daha kötüleşeceğini gösteriyor. Dünyadaki limanların yüzde 80’i kritik doluluk oranlarına ulaşırken, uzmanlar savaşın tedarik zincirindeki “kelebek etkisinin” yıllar sürebileceği konusunda uyarıyor.
Dünya ticareti maliyetli bekleyişler ve zorunlu rota değişiklikleri yüzünden tam bir kördüğüme dönüşmüş durumda. ABD-İsrail savaşının İran’a sıçramasıyla birlikte deniz taşımacılığında baş gösteren küresel liman tıkanıklığı, krizin hafiflemeden önce çok daha kötüleşeceğini ve tedarik zincirindeki bu etkinin yıllarca sürebileceğini gösteriyor.

Deniz taşımacılığı veri platformu Xeneta’nın Okyanus/Liman Tıkanıklığı Haritası, mevcut durumun vahametini gözler önüne seriyor. Haritalandırılan 454 küresel limanın yüzde 80’inden fazlası “kritik” statüde değerlendirilirken, yüzde 60-70’i “şiddetli derecede tıkalı”, yüzde 45-59’u ise “yüksek derecede tıkalı” olarak sınıflandırılıyor.
Xeneta Kıdemli Piyasa Analisti Destine Ozuygur, bu tabloyu kesintiye uğrayan kargonun üç dalgasına bağlıyor:
-Çatışma başladığında halihazırda Basra Körfezi’nde veya yakınında olan gemiler.
-Sefer iptalleri duyurulmadan önce Asya’dan yola çıkan gemiler.
-Şu anda yapılmakta olan ve iptallerin gölgesinde kalan yeni kargo rezervasyonları.
Tüm bu dalgalar, gemi programlarının tamamen bozulmasına yol açtı. Savaşın doğrudan bir sonucu olarak toplam 44 bin 507 TEU taşıyan beş gemi hattı askıya alındı. Bunların dördü Uzakdoğu’dan Ortadoğu’ya (29 bin 225 TEU), biri ise Avrupa’dan (15 bin 282 TEU) gerçekleşiyordu.
Bu süreçte kilit bir aktarma merkezi haline gelen Hindistan, limanlarına yönelen ekstra konteyner akışıyla boğulmaya başladı. Xeneta verilerine göre Hindistan’ın en büyük konteyner limanı olan Mundra’da zamanında varış oranları yüzde 44’ten yüzde 31’e düştü.
Her üç gemiden biri, programın bir hafta gerisinde kalarak limana ulaşıyor. Nhava Sheva limanında ise zamanında varış oranı yüzde 50’den yüzde 33’e geriledi.
Konteyner hızındaki yavaşlama, Vizion’un TradeView platformuna da yansıdı. Savaştan hemen önce, 25 Şubat’ta Mundra limanından 1.668 konteynerin çıkış yapması ortalama 7,62 gün sürerken; krizin derinleştiği 19 Mart’ta sadece 230 konteynerin çıkışı dahi 4 günü buldu.
Armatörler, bu konteyner darboğazını aşmak için hizmetleri askıya alma, alternatif rotalar belirleme ve navlun fiyatlarını artırma gibi mantıksal kararlar alıyor. Daha uzun rotalar daha fazla yakıt tüketimi anlamına gelirken, halihazırda gecikmiş programlara bir de yakıt tasarrufu için uygulanan “yavaş seyir” (slow steaming) uygulaması ekleniyor.
Dünya çapındaki yük sahipleri ise tedarik zincirleri için hangi bütçe senaryosunun daha uygun olduğunu bulmak adına hesap masasına geri döndü: Daha hızlı ama çok daha maliyetli gemiler mi, yoksa daha yavaş ama kısmen ucuz rotalar mı?
Küresel ticarette zaman, paradır. Limanlardaki bu gecikmeler, üretim ve teslimat süreçlerinde yıkıcı bir şelale etkisi yaratıyor. Evlerimizde kullandığımız veya giydiğimiz 6.000’den fazla ürünün temelini oluşturan petrol bazlı hammaddelerin teslimat süreleri uzadı. Savaşın başında yola çıkan petrol, LNG ve diğer kritik emtialar limanlara yeni ulaşabiliyor.
Uzmanların ortak görüşü ise oldukça net: Bu savaşın dalgalanma etkileri daha yeni başlıyor. Hürmüz Boğazı yarın sihirli bir şekilde tamamen açılsa ve Ortadoğu’daki tüm limanlar güvenli ilan edilse bile, hiçbir siyasi söylem konteyner ve gemi trafiğinin kendini düzeltmesi için geçmesi gereken haftalar ve ayları geri getiremeyecek.
İlgili haberler:
MSC Gemileri Boşaltıyor, Konteyner Başına 800 Dolar Fatura Çıktı
Hürmüz Boğazı’nda Serbest Geçiş Bitti: İran BM’ye Kuralları Sundu