Tayvan Boğazı’ndaki askeri gerilim artarken, uluslararası analiz platformlarının elde ettiği uydu görüntüleri, Çin’in sivil kargo gemileri ve roll-on/roll-off feribotları askeri amaçlarla kullanmaya yönelik tatbikatlarını yoğunlaştırdığını gösteriyor. Yaz aylarında yapılan detaylı uydu incelemeleri, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun olası bir Tayvan harekâtı için sivil filoyu devreye alan alternatif bir çıkarma konsepti üzerinde çalıştığını ortaya koyuyor.
Uydu görüntülerinde, Guangdong eyaleti Jiesheng yakınlarında altı büyük feribot ve altı güverte tipi kargo gemisi olmak üzere toplam 12 sivil geminin plajlara doğru ilerlediği ve araç boşaltma tatbikatı yaptığı görülüyor. Feribotlar, rampa tasarımları sayesinde limana ihtiyaç duymadan doğrudan plajlara yanaşıp araç ve teçhizat tahliyesi gerçekleştirebiliyor. Asya ticaretinde yaygın kullanılan yaklaşık 90 metre uzunluğundaki bu gemiler, sığ su çekimi ve açık güverte yapıları sayesinde kıyıya hızlı erişim sağlayarak Çin’in amfibi kapasitesini önemli ölçüde artırıyor.
Tatbikatlarda, 2023’ten bu yana görülmeyen kendinden tahrikli yüzer iskele sistemlerinin de kullanıldığı tespit edildi. Bu sistemler, bir işgal senaryosunda liman altyapısının devre dışı kalması durumunda ağır araçların ve mühimmatın sahile taşınmasını hızlandırabilecek taşınabilir bir lojistik çözüm olarak değerlendiriliyor. Bu durum, Pekin’in Tayvan’ın liman ve kritik altyapılarının ilk aşamada hedef alınabileceği varsayımıyla alternatif ikmal yöntemlerini geliştirdiğini gösteriyor.
Askeri uzmanlar, Çin’in sivil donanmayı askeri amaçlarla kullanmasının, mevcut amfibi gemi sayısını desteklemek için stratejik bir ihtiyaç olduğunu söylüyor. Çin ordusunun özel amfibi filosunun ilk aşamada yaklaşık 20 bin asker taşıyabileceği tahmin ediliyor; ancak Tayvan’a yönelik geniş ölçekli bir çıkarma harekâtının 300 bin ila 1 milyon asker gerektirebileceği değerlendiriliyor. Dolayısıyla sivil feribotlar ve kargo gemileri, Çin’in çıkarma kapasitesini birkaç kat artırabilecek kritik bir unsur hâline geliyor.
Eski Tayvan Genelkurmay Başkanı Amiral Lee Hsi-min, görüntülerin Çin’in aynı anda çok sayıda noktadan küçük çıkarma operasyonları yapma kabiliyeti geliştirdiğini gösterdiğini belirtiyor. Bu çok noktalı strateji, Tayvan ordusunun savunma hatlarını parçalamaya ve reaksiyon süresini zayıflatmaya yönelik bir taktik olarak değerlendiriliyor. Uydu analizlerinde Ağustos ayındaki tatbikatlarda 330’dan fazla askeri aracın sahile ve çevresine sevk edildiği de belirlendi.
Tayvanlı bazı yetkililer ise sivil gemilerin gerçek bir işgal durumunda modern tanksavar ve omuzdan atılan füzelere karşı savunmasız kalabileceğini, bu nedenle tatbikatların aynı zamanda psikolojik bir “bilişsel harp” unsuru olabileceğini ifade ediyor. Çin’in bu görüntüleri kontrollü şekilde kamuoyuna yansıtarak Tayvan toplumunu moral olarak zayıflatmayı amaçladığı değerlendiriliyor.
Siyasi düzeyde ise Pekin, Tayvan’ın tamamen Çin’in iç meselesi olduğunu vurgulamayı sürdürüyor. ABD tarafında Başkan Joe Biden, görev süresi boyunca defalarca Tayvan’a yönelik bir saldırıda ABD güçlerinin adayı savunacağını söyleyerek geleneksel “stratejik belirsizlik” çizgisini esnetti. Washington, Tayvan’ın savunma kapasitesini artırmayı temel politika olarak korurken, Pekin bu durumu iç işlerine müdahale olarak görüyor.
Türkiye açısından bu gelişmeler, Asya–Avrupa deniz ticareti, konteyner taşımacılığı ve küresel navlun piyasası üzerinde doğrudan bir risk oluşturuyor. Tayvan Boğazı’nın kapanması ya da bir krizle karşı karşıya kalması durumunda, Türkiye’nin ihracat rotalarında gecikmeler, navlun artışları ve enerji akışında dalgalanmalar yaşanabilir. Ayrıca Türk tersaneleri için lojistik destek gemileri, amfibi yetenekli ticari platformlar ve savunma amaçlı yüzer sistemler gibi alanlarda yeni sipariş fırsatları doğması muhtemel.