BBNJ Anlaşması, yaklaşık 20 yıllık müzakerelerin ardından 17 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girdi. Birleşmiş Milletler çatısı altında kabul edilen anlaşma, ulusal yetki alanlarının ötesindeki açık denizlerde biyolojik çeşitliliğin korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını hedefliyor. Küresel okyanusun yaklaşık üçte ikisini kapsayan bu yeni çerçeve, deniz koruma alanları ve alan bazlı yönetim araçları gibi uygulamaları da içeriyor.
BBNJ Anlaşması, denizcilik faaliyetlerinin hâlihazırda Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve MARPOL gibi sözleşmelerle düzenlendiğini kabul ediyor; ancak hassas açık deniz alanlarında koruma ile operasyonlar arasında daha sıkı bir uyum ihtiyacını da güçlendiriyor. Bu durum, ilerleyen dönemde rota ayarlamaları, hız düşürme uygulamaları ve gelişmiş izleme gibi önlemlerin, anlaşmaya taraf ülkeler için izleme ve raporlama yükümlülükleriyle gündeme gelmesine yol açabilir. Bununla birlikte, bu alanların nasıl belirleneceği ve mevcut IMO çerçeveleriyle nasıl uyumlandırılacağı henüz netleşmiş değil.

BBNJ kapsamında öne çıkan sıcak noktalardan biri, Doğu Tropikal Pasifik’teki Termal Kubbe. Yıl boyunca devam eden kalıcı bir yukarı akıntı sistemi olan Termal Kubbe; ton balıkları, köpekbalıkları ve mavi balinalar dahil çok sayıda tür için kritik bir ekosistem sunuyor. Bölgenin bir kısmı açık denizlerde, bir kısmı ise Panama Kanalı’na uzanan yoğun gemi rotaları üzerinde yer alıyor. Bu durum, koruma hedefleri ile ticari deniz taşımacılığı arasında denge kurulmasını zorunlu kılıyor.
Bilimsel çalışmalara göre, Termal Kubbe’de gemi trafiği su altı gürültüsü ve gemi çarpması risklerini artırıyor. Okyanuslardaki insan kaynaklı gürültünün yaklaşık %90’ının gemilerden kaynaklandığı, 15 knot üzerindeki çarpışmaların balinalar için %80’e varan ölüm riski taşıdığı belirtiliyor. 2019–2021 döneminde yaklaşık 1.000 geminin bu bölgeden 15 knot’ın üzerinde hızlarla geçtiği tespit edilmiş durumda.
BBNJ Anlaşması, mevcut sektörel yapıların zayıflatılmaması gerektiğini açıkça vurguluyor. Bu çerçevede IMO bünyesindeki Özellikle Hassas Deniz Alanları (PSSA) mekanizmasının, BBNJ kapsamındaki alan bazlı koruma stratejileriyle uyumlu şekilde kullanılabileceği değerlendiriliyor. Bugüne kadar açık denizlerde ilan edilmiş bir PSSA bulunmuyor; ancak Termal Kubbe, bilimsel kriterleri karşılaması nedeniyle ilk açık deniz PSSA adayı olarak öne çıkıyor.
Yapılan ön analizler, Termal Kubbe çevresinde rota değiştirme veya hız düşürme gibi önlemlerin, Pasifik ötesi bir seferde yakıt ve işletme maliyetleri üzerinde sınırlı etki yaratabileceğini gösteriyor. Bu da koruma ile ticari uygulanabilirliğin birbirini dışlamadığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, veri temelli karar alma süreçlerinin, açık denizlerde kurulacak yeni koruma alanlarının hem çevresel hem de operasyonel açıdan sürdürülebilir olmasını sağlayabileceğini vurguluyor.
BBNJ Anlaşması, açık denizlerde biyolojik çeşitliliğin korunması için küresel ölçekte bağlayıcı bir zemin oluştururken; denizcilik sektörü açısından da hukuki öngörülebilirliği artıran bir çerçeve sunuyor. Önümüzdeki süreçte, IMO mekanizmalarıyla uyumlu, kanıta dayalı ve operasyonel olarak uygulanabilir önlemlerin şekillenmesi bekleniyor.