Her makine dairesi atık su üretir ancak karbon nötr hedefleriyle sektöre giren yeşil amonyak yakıtlı yeni nesil gemiler beraberinde yepyeni bir sorunu da getiriyor: Suya karışmış, cam temizleyicilere benzeyen fakat çok daha güçlü ve yoğun bir amonyak atığı. Bu yeni atık türü denizcilik sektörü ve regülatörler için önümüzdeki yılların en hararetli tartışma konularından biri olmaya aday.
Geçtiğimiz hafta Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) Kirliliği Önleme ve Müdahale (PPR) alt komitesi toplantısında masaya yatırılan yeşil amonyak atığı konusunda sektör ikiye bölünmüş durumda. Armatörler ve endüstri temsilcileri, atığın tıpkı sintine suları gibi belirli şartlar altında, maliyet etkin bir şekilde denize deşarj edilmesini savunurken; çevreci örgütler, okyanusları korumak adına çok daha katı ve masraflı olan “sıfır deşarj” politikasında ısrar ediyor.
Söz konusu atık temelde zorunlu bir güvenlik prosedüründen kaynaklanıyor. Susuz amonyak verimli bir yakıt olsa da insan sağlığı için son derece tehlikeli. Bu riskleri azaltmak adına bakım çalışmalarından önce yakıt hatlarındaki yoğun amonyağın temizlenmesi gerekiyor. Amonyak gazı suyla kolayca çözündüğünden bu işlem sırasında amonyağın suda çözdürülmesi standart bir yöntem olarak öne çıkıyor. Ancak ortaya çıkan bu endüstriyel güçteki atık suyun nihai olarak nasıl bertaraf edileceği büyük bir soru işareti.
Diğer gemi atıklarında olduğu gibi masada iki ana düzenleyici seçenek bulunuyor:
-Denize deşarj için kabul edilebilir bir standart belirlemek.
-Maddeyi gemide tutmayı ve limanlardaki atık alım tesislerine deşarj etmeyi zorunlu kılmak.

Sektör genel olarak en düşük maliyetli seçenek olan seyir halindeyken kontrollü deşarjı tercih ediyor. PPR toplantısı sırasında bazı üye devletler de amonyak atığı için şartlı deşarj izni olasılığını gündeme getirdi.
Sivil toplum kuruluşları ise amonyak konsantrasyonları deşarj sırasında akut toksik seviyenin altına seyreltilse bile bu fikre şiddetle karşı çıkıyor. Çevrecilere göre deşarj durumunda iki büyük risk kapıda:
-Deniz ortamında düşük seviyeli amonyağa maruz kalmanın yaratacağı kronik toksisite.
-Okyanus yüzeyinin aşırı azotla yüklenmesi. Bu durum, zararlı alg patlamalarına ve sudaki oksijenin tükenmesine yol açarak balıklar ve diğer deniz canlıları için ölümcül bir ortam yaratıyor.
One Planet Port Eş Direktörü Dr. Lucy Gilliam konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Sektör, atıkları denize boşaltmak yerine gemide tutup karaya aktararak yeşil amonyak kullanımını en başından doğru bir temele oturtma şansına sahip. Bu sadece toksisite ile ilgili değil; zaten stres altında olan kritik bir gezegen sisteminin daha fazla bozulmasını önlemekle ilgili,” ifadelerini kullandı.
STK’lar, amonyak atığının denizde deşarjının yasaklanması ve karada başka endüstrilerde değerlendirilmek üzere limanlara verilmesi çağrısında bulunuyor. Temiz Denizcilik Koalisyonu Yönetim Kurulu Üyesi Anaïs Rios ise duruşlarını şu net sözlerle özetledi: “Amonyak kullanılacaksa, atığı denizden uzak tutulmalıdır. Okyanusların sağlığı, bu geçişin basitçe ‘ikincil hasarı’ olamaz.”
İlgili haberler:
https://denizgundem.com/amonyakli-atik-su-desarji-imoya-cevre-gruplarindan-net-uyari/
https://denizgundem.com/imo-biyoyakit-semineri-londrada-duzenlendi/