Deniz koruma yaklaşımlarını “Sizin Güvenliğiniz, Bizim Misyonumuz” sözleriyle özetleyen Adem Kocadağ, deniz güvenliğinin geçmişte “ekstra maliyet” olarak görüldüğünü; bugün ise küresel deniz ticaretinin sürdürülebilirliği için vazgeçilmez bir zorunluluğa dönüştüğünü söylüyor. Deniz Gündem’in gerçekleştirdiği röportajda, silahlı güvenlikten istihbarata ve ileri teknolojiye uzanan bütüncül güvenlik modelini anlatan Kocadağ, ESKO Marine’in 7 bini aşkın seferi başarıyla tamamladığını vurguluyor.

ESKO Marine’in gemi korumacılığı ve deniz güvenliği alanındaki hizmetlerini nasıl tanımlarsınız?
Bu alan, şirketinizin genel hizmet portföyü içinde nasıl bir stratejik konuma sahip?
ESKO Marine olarak güvenlik hizmetlerini sadece bir ‘önlem’ değil, deniz ticaretinin sürdürülebilirliği için hayati bir ‘altyapı’ olarak görüyoruz. Bugün Türk Denizcilik Sektöründeki silahlı muhafız hizmetlerinin yaklaşık %95’ini sağlıyor olmamız, bu alandaki liderliğimizin en somut göstergesidir. Hizmetlerimizi tanımlarken ‘bütüncül güvenlik’ yaklaşımını benimsiyoruz; bu sadece gemiye silahlı personel yerleştirmek değil, risk analizi, istihbarat ve operasyonel esnekliği kapsayan bir süreç. Özellikle Hint Okyanusu ve Batı Afrika (Gine Körfezi) gibi Yüksek Riskli Bölgelerde (HRA), armatörlerimizin ticari operasyonlarını kesintisiz sürdürebilmeleri için ‘Your Concern, Our Mission’ (Sizin Endişeniz, Bizim Misyonumuz) diyerek yola çıkıyoruz. Stratejik olarak güvenlik, ESKO Marine’in teknik ve tedarik hizmetlerinin yanında, müşterilerimize sunduğumuz güven zincirinin en kritik halkasını oluşturuyor.
Günümüzde deniz güvenliği risklerinin niteliği nasıl değişti? Korsanlık, asimetrik tehditler ve bölgesel jeopolitik gelişmeler gemi koruma operasyonlarını nasıl etkiliyor?
Eskiden sadece Somali açıklarındaki geleneksel korsanlık faaliyetlerini konuşurken, bugün tehditler çok daha karmaşık ve asimetrik bir hal aldı. Risk haritası sürekli değişiyor; bir gün Aden Körfezi’ndeki bir sorunu konuşurken, ertesi gün Batı Afrika’da nehir içlerine kadar uzanan sofistike kaçırma girişimleriyle veya Kızıldeniz’deki jeopolitik gerilimlerin yarattığı drone/füze tehditleriyle karşılaşabiliyoruz. Bu durum, ‘statik koruma’ anlayışından ‘dinamik risk yönetimi’ne geçişi zorunlu kıldı. Artık sadece silahlı güce değil, anlık istihbarata ve yerel otoritelerle (örneğin Nijerya Donanması gibi) entegre çalışabilme yeteneğine ihtiyaç var. Biz de operasyonlarımızı bu değişken jeopolitik iklime göre sürekli güncelliyor, ekiplerimizi bu yeni asimetrik tehdit senaryolarına göre eğitiyoruz.
Silahlı güvenlik ekibi sağlama hizmetlerinde, ESKO Marine’i benzer hizmet sağlayıcılardan ayıran temel farklar nelerdir?
Bizi rakiplerimizden ayıran en temel fark, ‘aracı’ değil ‘uygulayıcı’ olmamızdır. Özellikle operasyonların çok zorlu olduğu Batı Afrika bölgesinde, yerel donanmalarla (örneğin Nijerya Donanması ile) doğrudan MOU (Mutabakat Zaptı) anlaşmalarımız ve kendi güvenlik botlarımızla hizmet veriyoruz. Çoğu firma bu bölgede sadece brokerlık yaparken, biz sahada kendi varlığımızla operasyonu yönetiyoruz. Ayrıca, 10 yılı aşkın süredir, 7000’den fazla seferi tek bir güvenlik ihlali yaşamadan tamamlamış olmamız (zero-breach track record), operasyonel disiplinimizin bir kanıtıdır. Alanında en güvenilir ve kaliteli global devlerle kurduğumuz stratejik ortaklıklar da bize dünyanın her yerinde aynı yüksek standartta hizmet verme olanağı sağlıyor.
Bayrak devletleri, P&I kulüpleri ve armatör beklentileri açısından bakıldığında, gemi korumacılığı hizmetlerinde uyum ve standartlar neden bu kadar kritik hale geldi?
Deniz güvenliği artık gri alanları kabul etmeyen bir sektördür. Bir güvenlik zaafiyeti sadece can ve mal kaybına değil, armatör için devasa hukuki ve ticari kayıplara yol açabilir. Bu yüzden ISO 28007 sertifikasyonu, BIMCO GUARDCON standartlarına tam uyum ve uluslararası hukuk kurallarına riayet, bizim için tartışmaya kapalı konulardır. P&I kulüpleri ve Bayrak devletleri, kullanılan güvenlik firmasının ‘yetkinliğini’ ve ‘sigorta kapsamını’ garanti altına almak istiyor. ESKO Marine olarak biz, armatörün üzerindeki bu ‘liability’ (sorumluluk) yükünü alıyoruz. Personelimizin seçiminden silahların lisanslanmasına kadar her adımda şeffaf ve denetlenebilir bir yapı sunarak, armatörün başını yastığa rahat koymasını sağlıyoruz.
Teknoloji ve dijitalleşme, risk analizi ve güvenlik operasyonlarında nasıl bir rol oynuyor? ESKO Marine bu alanda hangi yenilikçi uygulamalara odaklanıyor?
Teknolojinin ve dijitalleşmenin risk analizi ve güvenlik operasyonlarındaki rolü, özellikle silahlı güvenlik (armed guard) operasyonlarında artık sadece destek değil, stratejik bir gereklilik haline gelmiştir. Denizcilik gibi dinamik ve riskli ortamlarda bu rol, hem operasyonel etkinliği artırmak hem de güvenlik tehditlerini öngörüp engellemek için kritik öneme sahiptir.Dijital sistemler, bölgesel risklerin gerçek zamanlı izlenmesine ve değerlendirilmesine olanak tanıyor. Deniz güvenlik operasyonlarında bu, rotadaki korsanlık, bölgesel istikrarsızlık veya geçmiş saldırı örüntülerine göre risk seviyelerini belirlemek için kullanılıyor.
ESKO Marine olarak, denizcilik güvenlik operasyonlarında geleneksel silahlı güvenlik hizmetlerinin ötesinde teknoloji entegreli çözümler sunan bir profil sergiliyoruz.Çözümlerimiz radar, navigasyon ve makineler gibi kritik OT (Operational Technology) alanlarını hedef alan tehditlere karşı tasarlanmıştır.
Her operasyon sonrası raporlama verileri, sonraki risk analizi döngüsüne dahil edilerek operasyonel verimliliğimiz artırılıyor. Bu da teknolojinin öğrenen ve sürekli güncellenen bir sistem olarak kullanılmasını sağlıyor.
Armatörlerin gemi güvenliğine bakış açısında son yıllarda bir zihniyet değişimi gözlemliyor musunuz? Güvenlik artık yalnızca operasyonel bir konu mu, yoksa ticari bir gereklilik mi?
Kesinlikle büyük bir zihniyet değişimi var. Eskiden güvenlik, ‘olmasa da olur’ denilen ekstra bir maliyet kalemi gibi görülürdü. Bugün ise ticari bir zorunluluk. Çarter partilerinde (kiralama sözleşmelerinde) geminin güvenli geçiş garantisi verilmeden iş bağlanamıyor. Sigorta primleri, geminin rotası ve güvenlik önlemleriyle doğrudan ilişkili. Armatörler artık güvenliği operasyonel bir detaydan ziyade, geminin ticari ömrünü ve itibarını koruyan bir yatırım olarak görüyor. Biz de onlara bu yatırımlarının karşılığını ‘sorunsuz operasyon’ olarak geri veriyoruz.
Son olarak, önümüzdeki dönemde ESKO Marine’in deniz güvenliği ve gemi korumacılığı alanındaki büyüme vizyonunu nasıl özetlersiniz?
Önümüzdeki dönemde ESKO Marine’in deniz güvenliği ve gemi korumacılığı alanındaki büyüme vizyonu, “reaktif güvenlikten proaktif ve entegre risk yönetimine geçiş” yaklaşımıyla özetlenebilir. Vizyonumuz; silahlı koruma operasyonlarındaki saha tecrübesini, teknoloji, istihbarat ve kurumsal yönetişim ile birleştirmeyi hedeflemektedir.
Amacımız, silahlı korumayı standart bir hizmet değil, özelleştirilmiş bir güvenlik çözümü haline getirmektir.Gelecek vizyonunun merkezinde önleyici risk yönetimi yer almaktadır:
Bu yaklaşımımız, operasyonel maliyetleri azaltırken güvenlik seviyesini yükseltir.
Özetlemek gerekirse ESKO Marine deniz güvenliği ve gemi korumacılığı alanındaki büyüme vizyonu, önümüzdeki dönemde:
ile deniz güvenliği alanında güvenilir, tercih edilen ve uzun vadeli bir çözüm ortağı olmayı hedeflemektedir.
Deniz güvenliği ve sigortacılığın denizcilikte nasıl yeni bir dile dönüştüğünü ele aldığımız Deniz Güvenliği ve Sigortanın Yeni Dili – Deniz Gündem Şubat 2026 sayımıza buradan ulaşabilirsiniz.